menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Başbakanlık Artık İmkânsız Bir Görev mi?

19 0
22.06.2026

Başbakanlık Artık İmkânsız Bir Görev mi?

Başbakanlık Artık İmkânsız Bir Görev mi?

Modern başbakanlar, uzun vadeli yönetim yerine kısa vadeli kampanyalara, anket ve medya saplantısına öncelik verdiler. Yetkinlik ve kurumsal bilgiye sahip kişiler yerine yakın ilişkide oldukları kişileri atamayı seçtiler.

Temmuz 2024’te Sir Keir Starmer, İşçi Partisi tarihinin ikinci en büyük seçim zaferini elde etti. “Yıllar süren siyasi istikrarsızlığın” ardından “Britanya’yı yeniden inşa etme” ve “partiden önce ülkeyi” öne koyma misyonunu gerçekleştirmesi için en az beş yıllık bir iktidar ona garanti görünüyordu. İki yıldan az bir süre sonra, hayatta kalmak için umutsuzca savaşıyor. Hiçbir başbakan bu kadar büyük bir zaferden bu denli ani bir felakete bu kadar hızlı sürüklenmemişti.

Britanya’nın 10 yılda altı başbakanı oldu; son dört yılda ise dört başbakan gördü: Boris Johnson, Liz Truss, Rishi Sunak ve Starmer. En tepede bu kadar çok sirkülasyon varken hiçbir organizasyon, hiçbir hükümet, hiçbir ülke gelişemez. Özellikle de buna Britanya hükümetindeki diğer iki üst düzey makamdaki değişim eşlik ettiğinde bu durum hiç mümkün olmaz; Ocak 2020’den bu yana benzeri görülmemiş bir şekilde altı maliye bakanı ve altı dışişleri bakanı değişti.

Son başbakanların art arda başarısız olması nedeniyle, Britanya’da ve başka yerlerde doğal olarak bazı sorular soruluyor. Sorumlu olan makam sahipleri mi yoksa sistem mi? Başbakanın karşılaştığı sorunlar sadece eskisinden daha mı büyük? Bu iş artık imkansız hale mi geldi?

Bu sorular çok daha yerindedir; çünkü 1840’lardan 2000’lere kadar geçen 160 yıl boyunca –Avrupa’nın geri kalanı iç savaşlar ve devrimlerle kendini paralarken– Britanya’nın nisbi bir istikrar vahası olduğu düşünüldüğünde, açıkça bir şeylerin değiştiği görülmektedir. Nitekim ülke, parlamento ve hükümet sistemlerini tüm dünyaya miras bıraktı. Westminster ve Whitehall, sofistike olmanın, modernliğin ve en iyi şekildeki istikrarlı hükümetin zirvesini simgeliyordu. Yeni ortaya çıkan tüm demokrasilerin ilgisini çekiyordu ve ondan bir pay almak istiyorlardı. Britanya eskiden iyi yönetimin uluslararası altın standardıydı; şimdiyse bir alay konusu olma riski taşıyor.

İyi yönetmek istikrar ve uzun ömürlülük gerektirir; kişisel ilişkiler ve işteki yetkinlik bunlar olmadan gelişemez. Yabancı medya, özellikle bu hafta, “Britanya yolunu mu kaybetti?” diye soruyor.

19. yüzyıldan beri Britanya’nın gücünün ve başarısının temelini oluşturan yapılar artık köşelerinden yıpranıyor. Parlamento artık fiziksel olarak (bina çöküyor) veya organizasyonel olarak (demokratik işlevlerini yerine getirmiyor) amacına uygun değil. Sorun sadece uğursuzca köhneleşmiş prosedürler değil; milletvekillerinin kalitesi de hızla düşüyor. Kamu hizmetine adanmış, tüm kariyerleri boyunca arka sıralarda hizmet etmekten memnun olan o önemli şahsiyetler ortadan kayboluyor; yerlerini partiden önce kendi çıkarlarını gözeten yeni bir milletvekili türü alıyor.

Küresel olarak idari mekanizmaların Rolls-Royce’u olarak kabul edilen sivil hizmet de çöktü. Whitehall’un performansı ve etkinliği bu yüzyılda istikrarlı bir şekilde kötüleşti; en iyi bürokratların birçoğu geri dönmemek üzere ayrıldı. 1916-19 yıllarında modern hükümet sistemi kurulduktan sonraki ilk 100 yıl boyunca Whitehall, her biri ortalama dokuz yıl görev yapan bir dizi heybetli kabine sekreteri tarafından yönetildi. 2018’den bu yana ise her biri ortalama ikişer yıl görevde kalan dört kabine sekreteri oldu.

Sivil hizmetin 60 yılda bir yapılacak radikal bir revizyona acilen ihtiyacı var. Bu yılın Şubat ayında kabine sekreteri olarak atanan Antonia Romeo, tam olarak bunu başarmaya kararlı; ancak kendisini umutsuzca engellemeye çalışacak bir sistemin içinde bunu zorla yürütebilecek mi?

Seçmenler de üzerlerine düşen rolü oynadı. Şüphesiz ki anketlerin düzenliliği, 24 saatlik haber akışı ve çevrimiçi tepkilerin gürültüsü anında tatmin beklentilerine yol açtı; oysa yönetim her zaman uzun vadeli bir oyundur ve bugünden yarına hemen sonuç vermez.

Yerleşik partilerimiz Muhafazakarlar ve İşçi Partisi, son 100 yılda Britanya’nın tüm başbakanlarını çıkardı. Yine de önümüzdeki 10 yıl içinde birinin veya her ikisinin ana akım partiler olarak varlığının sona ermesi tamamen mümkündür. Eğer bu gerçekleşirse, ulusal istikrarın bir başka kaynağı daha silinip gidecektir.

İşçi Partisi liderlerinin görevlerinde Muhafazakar meslektaşlarına göre her zaman daha güvende oldukları düşünülmüştür; partinin tarihinde ortalama beş yıl görev yapan sadece yedi İşçi Partisi başbakanının bulunması bu durumu kanıtlamaktadır. Ancak 2024’ten bu yana yaşanan deneyim bize İşçi Partisi liderlerinin de bu yeni dünyada Muhafazakarlardan daha güvende olmadığını gösterdi.

Starmer, stratejisinin bir parçası olarak partinin her kesiminden ve hükümet dışından yetenekleri bir araya getiren uzlaştırıcı bir........

© Perspektif