menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Borsa İstanbul Küresel Endekslerden Çıkarılır Mı?

7 0
23.08.2026

17 Ağustos 2026'da FTSE Russell, Türkiye hakkında sessiz ama ağır bir karar açıkladı.

FTSE Russell bir endeks sağlayıcısıdır. Endeks sağlayıcıları, dünya borsalarındaki hisseleri belirli kurallara göre eleyip listeler hazırlayan şirketlerdir. Dünyada toplamda trilyonlarca dolarlık varlığa sahip fonlar, hangi hisseyi alacağına kendileri karar vermez, bu listeleri izler. Bir hisse listeye girdiğinde otomatik olarak satın alınır, listeden çıktığında otomatik olarak satılır. Bu tür fonlara pasif fon denir. Dolayısıyla bir endeks sağlayıcısının kararı, bir ülkeye ne kadar yabancı paranın gireceğini doğrudan belirler.

FTSE Russell'ın aldığı karar şu: Eylül ayındaki endeks gözden geçirmesinde Türk hisselerine ilişkin yukarı yönlü değişiklikler ertelenecek. Yeni endeks girişleri yapılmayacak, halka arzlar listeye eklenmeyecek, hisselerin ağırlığı artırılmayacak. Aşağı yönlü değişiklikler ise uygulanmaya devam edecek. Kriterleri kaybeden şirket endeksten çıkarılacak, ağırlık düşüşleri işlenecek.

Gerekçe teknik. Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun (MKK, Türkiye'de hisse senedi kayıtlarını tutan kurum) haziran ayında yayımlamaya başladığı yeni "fiili dolaşım" oranlarını FTSE kendi yöntemiyle doğrulayamıyor.

Sonucu iç açıcı değil. Türkiye hakkındaki iyi haber doğrulanana kadar bekletiliyor, kötü haber beklemeden uygulanıyor. Bu, ülkenin kurumlarının açıkladığı sayılara duyulan küresel güvenin düştüğünün resmi kaydıdır.

Başlıktaki soruyu netleştirmekte fayda var. Söz konusu olan, Türk hisselerinin küresel endekslerden büsbütün çıkarılması değil. Kasım 2026'daki MSCI incelemesinin ardından Türkiye'nin "gelişmekte olan piyasa" kategorisinden çıkarılıp bir alt kategori olan "sınır piyasası" kategorisine kaydırılması ihtimalinden söz ediyoruz. Türk hisseleri bu durumda gelişmekte olan piyasalar endeksinden fiilen çıkar ve çok daha küçük bir havuza geçer. İstediğimiz bir sonuç değil.

Borsa İstanbul'daki mesele birkaç şüpheli hissenin adli dosyası değil, fiyatın nasıl oluştuğuna dair yapısal bir sorundur. Türkiye bu sorunu kural yazarak çözmeye çalışıyor. Oysa eksik olan kural değil, kuralın uygulanmasındaki caydırıcılık ve açıklanan sayının dışarıdan doğrulanabilirliğidir. Faturayı da artık yalnızca zarar eden küçük yatırımcı değil, ülkenin küresel sermayeye erişimi ödüyor.

Fiili Dolaşım Nedir, Neden Bu Kadar Önemli?

Bir şirketin hisselerinin tamamı borsada alınıp satılmaz. Kurucu ailenin veya hakim ortağın elinde tuttuğu, satmayı düşünmediği paylar vardır. Geriye kalan, yani piyasada gerçekten el değiştiren kısım "fiili dolaşımdaki pay" olarak adlandırılır. İngilizcesi free float olan bu kavram, bir yatırımcının o şirkette fiilen alıp satabileceği hisse miktarını gösterir.

Bu oran iki nedenle belirleyicidir. Birincisi, endeks sağlayıcıları bir şirketi listelerine alırken ve ona ağırlık verirken bu oranı kullanır. İkincisi, bir şirketin Borsa İstanbul'da hangi pazarda işlem göreceği de bu orana bağlıdır. Yıldız Pazar veya Ana Pazar'da kalabilmenin şartlarından biri, oranın 'un üzerinde olmasıdır.

Sorun, oranın yanlış hesaplanabilmesinden çıktı. Hakim ortak, elindeki hisseyi doğrudan kendi adına tutmak yerine kontrolündeki bir yatırım fonu üzerinden tutarsa, o hisse kağıt üzerinde kurumsal yatırımcının elinde görünüyor ve dolaşımdaki paya dahil ediliyordu. Şirketin dışarıdan bakan biri için likit görünmesini, gerçekteyse olmamasını sağlayan yapı bu.

Fon Tarafındaki Sessiz Dönüşüm

Borsa İstanbul'daki fiyat hareketlerinin son yıllardaki asıl motoru, sosyal medyada birbirine hisse öneren bireysel yatırımcılar değil, fon tarafında yaşanmış yapısal değişimdir.

Türkiye'de yatırım fonlarının toplam net varlık değeri 31 Temmuz 2026 itibarıyla yaklaşık 193 milyar dolara, yatırımcı sayısı 5,95 milyona ulaştı. Bu büyüklüğün g'si serbest fonlarda. Serbest fon, yalnızca "nitelikli yatırımcı" sayılan kişilere satılabilen, buna karşılık portföyünü nasıl kuracağı konusunda çok daha geniş serbestliği olan fon türü.

Ölçek farkı şurada: Aynı gün itibarıyla serbest fonların net varlık değeri yaklaşık 130 milyar dolar, klasik hisse senedi fonlarının tamamının değeri ise 4,7 milyar dolardı. Aradaki fark yirmi sekiz kat. Klasik bir hisse senedi fonu tek bir şirkete fon büyüklüğünün 'undan fazlasını yatıramaz. Serbest fonlarda böyle bir yoğunlaşma sınırı yok. Üstelik TEFAS'ta (fonların alınıp satıldığı ortak platform) işlem görmeyen serbest fonların portföyleri kamuya açıklanmıyor, dolayısıyla bu paranın ne kadarının hangi hisselerde durduğu dışarıdan hesaplanamıyor.

Bu iki serbestlik bir araya geldiğinde dolaşımdaki payı zaten dar olan bir şirkette, bu........

© Para Analiz