Çetin Ünsalan Yazdı: Krizin faturasını kim ödedi?
1 Mayıs, yeni tabiriyle Emek ve Dayanışma Günü, tüm dünyada bilinen, bizde de eski adıyla İşçi Bayramı… Ocak 2026 itibariyle sendikalılık oranının yüzde 15 olduğu memleketimizde şimdi yine kürsülere çıkılacak, nutuklar atılacak, sonra da herkes kaderiyle baş başa bırakılıp, normal hayata dönülecek.
Dönülen hayat normal mi, aslında o da tartışmalı… Açlık sınırının 34 bin 596 TL, yoksulluk sınırının 112 bin 660 TL olduğu ülkede asgari ücretin 28 bin TL, ortalama ücretin 35 bin TL civarında olduğu, emekli olanların çoğunun 20 bin TL, ortalamada da 28 bin TL civarında aldığı, yani emeklisinden çalışanına herkesin açlık sınırında ya da altında yaşadığı, işsizlerin de işsiz sayılmadığı memlekette bayram mı kutlamak lazım; yoksa derdine mi yanmak gerekir bilemedim.
2008 yılında sosyal güvenlik sisteminde reform yapıldığı iddia edilerek tarumar edilen bir sistemin gölgesinde, özlük haklarından mahrum, yok pahasına çalıştırılan, çalışmak istemediğinde işsiz bırakılan ve sonra da işsiz sayılmayan, hak aramak istediğinde grevin genellikle milli güvenlik nedeniyle ortadan kaldırıldığı, sonra da en yetkili kişilerin ‘grev işini hallettik’ diye kürsüden konuştuğu bir memleket ikliminde 1 Mayıs’tan bahsediyoruz.
Aslında son günlerde madencilerin yaşadıklarına baktığımızda her şeyin özeti gibi. Sadece yaşananlar üzerinden değil, bir açlık grevinin bile görülmekten imtina edilmesinden söz........
