menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

12 Yıl Önce İmzaya Açılan Sözleşme: Kadın ve LGBTİ+ Gazeteciler Güvence Arayışında

28 0
11.05.2025

12 yıl önce bugün, 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısında, “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” (İstanbul Sözleşmesi) imzaya açılmış ve Türkiye, sözleşmenin ilk imzacısı olmuştu. 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi, 7 yıl sonra Türkiye tarafından resmi olarak feshedildi.

İstanbul Sözleşmesi, Türkiye için kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası öncülüğü simgeleyen bir dönüm noktasıydı; toplumsal cinsiyet eşitliği ve yaşam hakkına dair güçlü bir taahhüttü.

Bu taahhüt, sadece bireylerin yaşam hakkını değil, toplumsal cinsiyet temelli şiddeti haberleştiren, görünür kılan ve mücadeleye ses veren gazetecilerin haklarını da güvence altına alan bir dayanak sağladı.

“İstanbul Sözleşmesi, LGBTİ gazeteciler için yalnızca bir hukuk metni değil, pek çok kadın ve LGBTİ için olduğu gibi bir hayatta kalma güvencesiydi. LGBTİ gazetecilerin maruz kaldığı nefret söylemine, ayrımcılığa ve şiddete karşı koruyucu bir zemin sunuyordu” diyor KAOS GL editörü Oğulcan Özgenç.

Birçok LGBTİ gazetecinin cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi nedeniyle medya sektöründe ayrımcı tutum, söylem, davranış ve uygulamalarla karşılaştığını vurgulayan Özgenç, bu noktada Kaos GL’nin 2024 Özel Sektör Çalışanı LGBTİ ’ların Durumu Raporu’ndan kendisini gey ve non-binary olarak tanımlayan bir gazetecinin ifadelerini doğrudan aktarıyor:

“Görünür olmamam istendi. Reddettiğimde ise görev tanımım değiştirildi ve “işin mutfağı” denilen arka plandaki bir pozisyona sürüldüm. Siyaset ve gündem haberleri yaparken; hafta sonu magazin biriminde görevlendirildim”

Rapora göre, medya sektöründe çalışan LGBTİ ’ların yüzde 35,5’i iş yerinde cinsiyet kimliği veya cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılığa uğradığını belirtti. Bu oran kamu sektöründe yüzde 21,2 iken özel sektörde yüzde 22,5 olarak kaydedildi.

“LGBTİ gazetecilerin maruz kaldığı nefret söylemine, ayrımcılığa ve şiddete karşı koruyucu bir zemin sunuyordu”

KAOS GL editörü Oğulcan Özgenç. Fotoğraf: Özgenç’in arşivi.

Özgenç, İstanbul Sözleşmesi’nin devletlere, toplumsal cinsiyet kalıplarıyla mücadele kapsamında medya ve özel sektörle işbirliği yapma yükümlülüğü getirdiğini belirterek; LGBTİ ’ların medyada hastalık ya da alay unsuru gibi klişelerle temsil edilmesinin önlenebileceğini de söylüyor. Sözleşmenin, devletlere sadece denetleyici değil, aynı zamanda kapsayıcı ve eşitlikçi içerikleri teşvik edici bir rol biçtiğini, bu bağlamda ayrımcılıkla mücadele eden medya faaliyetlerini desteklemeyi de........

© P24