Faili meçhullerde zamanaşımı engeli: Gazetecilerin dosyaları açılmıyor
Faili meçhul bir cinayet dosyası, yalnızca bir suçun kaydı değildir. Devletin o suçu nasıl soruşturduğunun, hangi tanığı dinleyip hangisini dinlemediğinin de kaydıdır. Bir dosyanın zamanaşımıyla kapanması bu yüzden yalnızca faillerin yargılanma ihtimalini değil, geçmişte neyin yapılmadığını sorma imkânını da ortadan kaldırıyor.
Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, sonuç alınamayan dosyaları yeniden ele alıyor. Basına yansıyan bilgilere göre Bakanlık, zamanaşımına uğramadığı belirtilen 680 dosyayı incelemeye aldı.
Sürecin en görünür örneği, Nisan 2026’dan bu yana 38 kişinin tutuklandığı Gülistan Doku soruşturması oldu. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise Ağustos başında, 1993’te Ankara’da bombalı suikastla öldürülen Uğur Mumcu’nun ailesini kabul etti.
Peki aynı yıllarda öldürülen diğer gazetecilerin dosyaları bu sürecin neresinde?
Aralarında Musa Anter, Hafız Akdemir, Hüseyin Deniz ve Ferhat Tepe’nin öldürülmesi dahil çok sayıda cinayet dosyası faili meçhul. Neredeyse hiç soruşturma yürütülmeyen dosyalar ilk fırsatta rafa kaldırıldı.
Dünyada cezasızlık ve zamanaşımı
UNESCO verilerine göre dünyada öldürülen gazetecilerin yaklaşık 10’da dokuzunun davası yargısal olarak sonuçlanmadı. Aynı verilere göre 2006’dan bu yana işlenen gazeteci cinayetlerinin yaklaşık yüzde 86’sı hâlen adli olarak çözülememiş, failler veya azmettirenler ceza almamıştır.
Öte yandan, kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin soruşturmalarda karşılaşılan zamanaşımı ve af engelleri bazı ülkelerde kaldırıldı.
Arjantin’de askeri diktatörlük dönemini koruyan af yasaları 2003’te Kongre tarafından geçersiz sayıldı, 2005’te Yüksek Mahkeme tarafından anayasaya aykırı bulundu. Onlarca yıl önce kapanmış dosyalar yeniden açıldı, yüzlerce eski görevli yargılandı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de 2004 tarihli Abdülsamet Yaman/Türkiye kararından bu yana, devlet görevlilerinin işkence ve kötü muameleyle suçlandığı davalarda zamanaşımı ve af uygulanmaması gerektiğini vurguluyor. Türkiye’de ise bu tür suçlarda zamanaşımı işliyor. Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’ne göre bunun başlıca nedenlerinden biri, yargının 1990’larda OHAL bölgesinde işlenen ağır ihlalleri sistematik bir örüntünün parçası olarak değil, münferit suçlar olarak ele alması.
Özgür Gündem gazetesinin Bitlis muhabiri Ferhat Tepe, 28 Temmuz 1993’te, 18 yaşındayken Bitlis şehir merkezinde silahlı üç kişi tarafından........
