menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fabrika Hatlarından Küresel Arenaya: Burak Yaka’nın İlham Veren Hikayesi

14 0
27.02.2025

Konya’nın Sarayönü ilçesinden çıkıp Türk sanayisinin parlayan isimlerinden biri olan Burak Yaka, mühendislikten liderliğe uzanan hikâyesiyle dikkat çekiyor. Fabrika hatlarından uluslararası ödüllere, yapay zekadan sürdürülebilir enerji projelerine kadar geniş bir yelpazede iz bırakan Yaka ile kariyerinin dönüm noktalarını, teknolojiye olan tutkusunu ve gelecek hayallerini konuştuk. Karşımızda hem sahada terleyen hem de vizyonuyla ilham veren bir iş insanı var.

Burak Bey, röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Bize kendinizden biraz bahseder misiniz?
Estağfurullah, asıl ben teşekkür ederim, böyle keyifli bir sohbet şansı bulduğum için mutluyum. 1986’da Konya Sarayönü’nde doğdum. 4 kardeşin en küçüğüyüm ve ilkokuldan sonra Sarayönü’nden ayrıldım. Küçük yaşlardan itibaren evden uzakta büyüdüm; 7 yıl boyunca Ankara’da devlet parasız yatılı olarak Ankara Anadolu Lisesi’nde okudum. O süreçte hem parasız yatılıda okuyordum hem de maddi yetersizliklerle boğuşuyordum. Tam bir bilgisayar aşığıydım o dönemde; elime geçen her harçlıkla internet kafeye gidip bilgisayarlarla uğraşıyordum. Ama harçlığım çok erken bittiği için Ankara’da okuyan abimi defalarca delirttim, sürekli para istemek zorunda kalıyordum. O günkü o bilgisayar aşkı, daha sonra IT Müdürlüğü, siber saldırıda aktif görev alma ve yapay zeka tutkusuna dönüştü benim için. Yazları tarla işlerinde, lokantalarda, çay ocaklarında çalışarak, okul dönemlerinde ise üst sınıfların çamaşırlarını yıkayarak harçlık kazanmaya çalışıyordum. Hayat o zamanlar zordu, ama bu mücadele beni daha kararlı yaptı. Lise döneminde ailemin dersaneye gönderme imkânı yoktu, ama çeşitli vesilelerle 3 yıl ücretsiz dersaneye gitme fırsatı yakaladım; bu benim için büyük bir mucizeydi, o fırsat olmasa bugün burada olmazdım. Sonra Eskişehir’e gidip Elektrik-Elektronik Mühendisliği’ni 0 İngilizce olarak okudum, bu da bana hem teknik hem de global bir bakış açısı kazandırdı. Şu anda 15 yıldan uzun süredir İzmir’de yaşıyorum. Evliyim, eşim hemşire; onun nöbetlerinde Mustafa Emin’e hem anne hem de babalık yapıyorum, bu biraz yorucu ama çok keyifli bir deneyim. Mustafa’yla evde PES müsabakaları yaparız, ezeli bir rekabetimiz var, çoğu zaman benden iyi oynuyor, ben de yenilgiyi kabul etmekte zorlanıyorum ama bu eğlenceyi seviyoruz! İş tarafında bayağı bir yol aldım; fabrika yönetimi, bakım, üretim hatları, enerji sistemleri, iş güvenliği… Hepsinde elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştım. Bunlar bana hem teknik birikim hem de geniş bir bakış açısı kazandırdı. Bir de gönüllü işler var tabii; Türk Kızılayı, LÖSEV ve TEMA Vakfı’nda yıllardır destek olmaya gayret ediyorum. Toprağa ve insana dokunmak beni ayakta tutuyor.

Kariyeriniz çok yönlü ve etkileyici. Sizi en çok hangi dönemler şekillendirdi?
Valla, her adımda bir şeyler öğrendim ama bazı dönemler var ki, beni gerçekten başka bir seviyeye taşıdı. Kariyerime Milli Savunma Bakanlığı’nda Proje İnceleme ve Kontrol Uzmanı olarak başladım. Ege Bölgesi’nden sorumluydum ve orada askeri bir disiplinle yetiştim; projeleri incelemek, kontrol süreçlerini yönetmek, raporlar hazırlamak… Bayağı bir piştim orada. Sonra TCDD’de 3. Bölge Tesisler Müdürlüğü’nde görev aldım, sinyalizasyon ve elektrifikasyon projelerinde Japon ekiplerle ortak çalışıyorduk. Hem kurulum hem de bakım-onarım süreçlerinden sorumluydum. Bir keresinde, düşen bir yıldırım sonrası İZBAN hatlarının durmaması için günlerce tesiste sabahladık, sistemleri ayağa kaldırabilmek için ekiple var gücümüzle çalıştık. O iş bana sabrı, ekip ruhunu ve kriz yönetimini öğretti. Özel sektöre DEZEGA SP ile geçtim; 5 yıl boyunca bakım, yatırım, proje, iş güvenliği uzmanlığı, enerji yöneticiliği ve yüksek gerilim tesislerinde işletme sorumluluğu gibi geniş bir yelpazede görev aldım. Orada hem teknik hem de yönetimsel becerilerimi derinleştirdim. Bir gece, üretim hattında elektriğin kesilme riski çıkmıştı, ekiple sabahı ettik, sistemi kurtardık. DEZEGA’dan sonra Mecalac’ta Bakım ve Yatırım Sorumlusu olarak görev aldım; orada dijital altyapıya sahip bir bakım-onarım yönetim sistemi kurguladık. Bir siber saldırı sonrası IT sorumluluğunu da üstlenmek zorunda kaldım, bu süreçte hem sistemi koruduk hem de ekibi motive ederek krizi aştık.........

© Önce Vatan