İsimler değişiyor, sonuç değişmiyor: Güvenin kısır döngüsü
Bu yazının konusu, Haluk Levent'in suçlu ya da suçsuz olup olmadığı değil. İlgilendiğim soru başka:
Toplum, geçmişinde tartışmalı olaylar yaşamış birine neden büyük güven duyuyor? Daha önemlisi, bu güven nasıl oluşuyor ve neden kolay kolay sarsılmıyor?
Muhafazakârların Fethullah Gülen'e yıllarca neden ve nasıl güvendiğini bu köşede yazdım.
Amacım kişileri tartışmak değil, topluma ayna tutmak. Çünkü isimler değişiyor ama güvenin psikolojisi pek değişmiyor.
Psikologlar ve sosyologlar, insanların neden bazı kişilere güçlü biçimde bağlandığını ve bu güveni hangi mekanizmaların ayakta tuttuğunu araştırıyor. Şöyle diyorlar:
-İnsan zihni tarafsız çalışmıyor. Çoğu zaman önce inanmak istediği sonuca karar veriyor, ardından o inancı destekleyecek gerekçeler buluyor. Psikolojide buna güdülenmiş akıl yürütme deniyor…
Sonra, sadece inancını doğrulayan bilgileri görüyor, tersini ise ya önemsiz buluyor ya da görmezden geliyor. Bunun adı doğrulama yanlılığı…
Keza: İnsanlar bazen bir kişiyi kendilerinden biri olarak gördükleri için güveniyor. Sosyal bilimlerde buna "kimlik temelli güven" deniyor…
Bu yüzden toplum, çoğu zaman kişilere değil, onlar hakkında kurulan hikâyelere inanıyor…
İnsanlar, bir kişi hakkında duydukları güveni nasıl oluşturuyor? Bu sorunun cevabını sadece yaşanan olaylarda değil, insan zihninin çalışma biçiminde de aramak gerekiyor:
İnsan düşünme biçimini inceleyen bilişsel psikolog Jerome Bruner'e göre insan, tek tek bilgileri değil, o bilgilerin oluşturduğu........
