menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cemaatin mülkü değil mülkün cemaati

213 0
21.08.2026

FETÖ, Adnan Oktar çevresi, Süleymancılar, Alparslan Kuytul yapısı şu gerçeği gösterdi:

Dini örgütlenmenin yanında para, şirket, gayrimenkul gibi geniş mal varlığı ağları insanın aklına şu soruyu getiriyor:

-Maneviyatı, kanaati, dünya nimetlerine mesafeyi öğütleyen topluluklar neden böylesine büyük maddi yapılar kuruyor? Bu soru yeni değil:

Erken İslam tarihinde, dini toplulukların zamanla maddi kurumlar oluşturması, bugünün cemaatleriyle başlamıyor.

Siyasi-dini gruplaşmalar, ilim halkaları ve dünyaya-servete mesafeli zühd çevreleri vardı…

Zamanla ribât (sınır karakolundan dini barınma merkezine dönüşen yapı) ve hankâh (dini toplulukların birlikte yaşadığı ve eğitim gördüğü kurum) gibi yapılar ortaya çıktı...

Emevî ve özellikle Abbasi döneminde bağışlar ve gelir tahsisleri yaygınlaştıkça dini-siyasi çevreler ve ilim kurumları düzenli maddi kaynaklara kavuştu...

Selçuklular bu süreci yeni aşamaya taşıdı: Medrese ve hankâhlar, kendilerine tahsis edilen dükkân, arazi, köy ve başka gelir kaynaklarıyla kurumsal yapılara dönüştü.

Fakat kurum büyüdükçe para yalnızca dini faaliyeti yaşatan kaynak olmaktan çıktı; insanları bir arada tutan, nüfuzu genişleten ve giderek güç üreten araç oldu…

Yani maddi kaynak kurumu yaşatırken güç üretmeye başladı.

PARANIN DEĞİŞTİRDİĞİ İLİŞKİ

Dini yapıların mal edinmesini başlangıçtan itibaren “servet tutkusu” diye açıklamak tarihsel gerçeği ıskalar…

Claude Cahen İslam tarihini; toprağın kimde olduğunu, verginin nasıl toplandığını,........

© OdaTV