Ekranın yeni rotası: Yarışmalar geri dönüyor, RTÜK’te dengeler değişiyor
Dizi işleri artık eskisi gibi değil. TV kanalları her güne dizi olayını bıraktı. Film koyuyorlar. Ama beklenen ilgi yok. Maceraya ve bildik yerli filmlere yaslanıyorlar. Bir de yarışma deniyorlar. İlker Ayrık’ın sunduğu Çifte Milyoner sezon finali yaptı bile. Bana göre seneye olmaz. Beyazıt Öztürk’ün sunduğu yarışma ise bu hali ile seneye olmaz. Traitors Türkiye izlenme oranlarını hiç yazmayalım. Ve şimdi bir çok ses getiren bir yarışma yine yeniden bizlerle; Var Mısın Yok Musun?. Kim sunacak? Esra Erol.
Esra Erol'a yeni televizyon projesiyle ilgili sordum; “Bu yaz işi olacak” diyen Erol, projeyi “yeni bir yolculuk ve deneyim” olarak tanımladı.
“Kendimi Göreceğim”Erol, yeni formatın kendisi için de bir sınav olacağını belirterek, “Ben de kendimi göreceğim” ifadelerini kullandı. Daha önce farklı türlerde programlar sunan Erol, bu kez yine kendi tarzını koruyarak izleyici karşısına çıkacağını vurguladı.
Yaz Dönemi İçinProgramın Haziran ayında başlamasının planlandığını söyleyen Erol, ilk etapta yaz dönemi için hazırlık yapıldığını ifade etti. Projenin devam edip etmeyeceğinin ise izleyici ilgisine göre şekilleneceği belirtiliyor.
“Güçlü Bir Ekiple Hazırlanıyoruz”Yeni program için yoğun bir hazırlık süreci yürütüldüğünü aktaran Erol, “İyi olması için emek veriyoruz ve arkada güçlü bir ekip var” dedi.
Başvuruların da oldukça yüksek olduğunu belirten Esra Erol, ön elemelerin haftalar önce başladığını ve ilginin “muazzam” seviyede olduğunu söyledi.
Ünlü İsimler OlmayacakÜnlü isimler olmayacak. Şimdiden çalışmalar başladı. Haftada iki gün yayınlanacak. Haziran başı yayın düşünülüyor.
İlk Teklif Ona GeldiBu arada kulağımıza bir bilgi geldi. Şu an Kanal D’de yayınlanan Traitors Türkiye, ilk olarak ATV’ye gelmiş. Sunucu olarak da Esra Erol düşünülmüş. Bunu da sorduk. Öyle bir konuşma geçtiğini söyledi sadece.
Sansasyonu Bol Bir Yarışma Olmuştu2007’de Show TV’de başlayan program, dünya formatı Deal or No Deal'ın Türkiye uyarlamasıydı ve özellikle 2007–2010 arasında büyük bir çıkış yakaladı. Yarışmanın başarısında en büyük pay ise Acun Ilıcalı’ya aitti. Sonraki dönemlerde Asuman Krause, Ahmet Çakar ve İlker Ayrık sunuculuğu devralsa da, aynı etki yakalanamadı.
Programı unutulmaz kılan detaylardan biri de “Hamdi Bey” karakteriydi. Telefonun ucundaki bu gizemli sesin, yıllar sonra, Acun Ilıcalı’nın çalışma arkadaşı Birol Doğan olduğu ortaya çıktı.
“Var Mısın Yok Musun?” aynı zamanda bir ekran yıldızı fabrikasıydı. Şeyma Subaşı başta olmak üzere birçok isim bu yarışmayla tanındı; Hakan Hatipoğlu, Merve Oflaz gibi isimler daha sonra Survivor Türkiye ile geniş kitlelere ulaştı.
Kısa ömrüne rağmen etkisi uzun süren bu format, bugün yeniden gündemde. Soru basit: Aynı hikâye, bugünün ekranında yeniden tutar mı? Yaz dönemi bunu göreceğiz.
RTÜK; YOKSA YENİ BİR SAYFA MI AÇTI
Ebubekir Şahin dönemi RTÜK tarihinin en tartışmalı dönemi olarak bir kenara yazıldı. Muhalif kanallara ceza bombardımanı, para cezaları, kapatmalar vs… 7 yıl böyle geçti. Şimdi Mehmet Daniş göreve geldi. Nasıl bir yaklaşım içinde olacağı merak konusuydu. Dönemindeki ilk “cezalar” geldi.
ULUSAL 1 kanalına; Gündemin Nabzı programında, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in canlı yayınlanan basın toplantısında gündeme getirdiği “C-130 kargo uçağımızı İsrail indirdi.” iddiası ile ilgili Milli Savunma Bakanlığı'nın şikâyeti üzerine, “haberler doğruluğundan emin olmaksızın yayınlanamaz” ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle (oy çokluğuyla) yüzde 2 idari para cezası, bein SPORTS 1’e; Trabzonspor - Galatasaray Süper Lig karşılaşması sonrasında küfürlü sloganların ekrana yansıtılması nedeniyle, yüzde 1 idari para cezası, BEYAZ TV’ye; Esra Ezmeci ile Yeni Baştan programında, lise öğrencisi bir kız çocuğu cinayeti olayına ilişkin konunun, çocuğun mahremiyet alanını ihlal edecek şekilde işlenmesinin, olay sonrası görsellerin uygunsuz biçimde ekrana getirilmesinin ve şiddetin detaylı şekilde tasvir edilmesinin, çocuk ve gençlerin zihinsel ve ahlaki gelişimini olumsuz etkileyebileceği gerekçesiyle, yüzde 2 idari para cezası verildi.
Bein Sport AyrıntısıUzun zamandır yayınları eleştiriliyor beIN Sports’un. Özellikle tribünlerdeki kötü tezahüratın kesilmesi ile ilgili. Son Trabzon – G. Saray maçı en çarpıcı örnek oldu. Sezen Aksu’nun “Şinanay” şarkısı eşliğinde küfürlü tezahürat kesilmedi. Bu köşede konuya değinmiştik. RTÜK benim bildiğim ilk defa bir paralı futbol kanalına ceza verdi. Bundan böyle maçlar “Aç sesi, kapat sesi” şeklinde daha belirgin bir hassasiyette izlenecek. Hatta garanti olsun diye ses kapalı da olabilir! Bir bakayım dedim, başka ülkelerde nasıl oluyor? İngiltere’de yayınlarında ses geciktirme kullanılıyormuş. Yoğun küfür olursa ambiyans maskeleme yapılıyormuş. Fransa ve Almanya’da ses dengeleniyor. Yani küfür olduğunda. Onlarda yumuşatma, maskeleme vs. oluyor.
İlk Defa Tersi OlduRTÜK’ün toplantılarında “muhalif kanallar” es geçilmezdi. 2025 yılında mesela. 40 cezanın 35’i Halk TV, Sözcü TV, Tele1, NOW TV’ye verildi. İlk 10 ayda: 55 cezanın 45’i bu kanallara gitti. İlk defa bir RTÜK toplantısında söz konusu kanallar konuşulmadı. Ve tüm kararlar, son yıllarda ender görülen bir şekilde oy birliği ile alındı. Peki ne değişti?
Hem Sakin, Hem HukukçuYeni başkan Mehmet Daniş ile ilgili şu yorumlar yapılıyor; “Hukukçu bir kişi, bu kendisinin konulara daha hassas yaklaşmasına yardımcı oluyor. Böyle de devam ederse basın özgürlüğü lehine olur” deniliyor. Bir başka görüş son alınan kararlardan yola çıkan bir yorum “Verilen kararlar yeni başkanın dengeli götürme çabası olarak yorumlanabilir”. Ve bir de psikolojik yorum da yapılıyor; “Yeni başkan daha sakin bir mizaca sahip”.
KAMU YARARI; UCU AÇIK DURUMLAR
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç Dora tarafından hazırlanan ve “kamu yararı” şartını getiren kanun teklifi, özel hayatla ilgili içeriklerin yayınını yani özellikle gündüz kuşağı olarak bilinen programların sınırlandırmayı hedefliyor ve haber bültenlerini de kapsıyor. Hatta kaldırılması da sözkonusu.
Ancak bu tür düzenlemeler, “kamu yararı” kavramının belirsizliği nedeniyle eleştiriliyor. Reporters Without Borders (RSF) ve Human Rights Watch (HRW), bu tür geniş tanımların basın özgürlüğünü ve kamuoyunun bilgi alma hakkını zayıflatabileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre bu tür düzenlemeler, medya üzerinde otosansürü artırabilecek, yeni bir denetim alanı yaratma riski taşıyor. Ama bir de işin başka yönü var.
Hem İzleniyor, Hem Şikayet EdiliyorBundan önceki RTÜK başkanı Ebubekir Şahin’in de bu konuda rahatsızlığını dile getirdiği sözleri var. Şahin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yaptığı konuşmada sıklıkla tartışmalara konu olan programlarla ilgili 2021'den bu yana 26.998 şikayet aldıklarını bildirdi.
RTÜK Başkanı, "Bu, bizim toplam şikayet oranımızın yüzde 13,4’ü" dedi. Şahin konuşmasında; "Gündüz kuşağı programını ‘muhalif’ veya ‘muhalif olmayan’ bütün kanallar yapıyor. Gündüz kuşağı programları en çok reyting alan programlar, en çok para getiren programlar, en çok izlenen programlar, en çok da şikayet edilen programlar."
Şahin konuşmasında, kanal yöneticileriyle toplantılar yaptıklarını uyarıların dikkate alındığını ama daha sonra reytinglerin düşmesi nedeniyle yeniden aynı tutumu benimsediklerini öne sürmüş konuşmasında. Ve “bu iş böyle devam ederse programlar kaldırılır” mesajını veriyor. 2024 yılında söylemiş. İki yıl geçti aynen devam yayınlar.
Konuşulan İki ProgramSöz konusu olan aslında iki program; Esra Erol ve Müge Anlı. Gündüz başka programlar da var. Sorun atv’deki iki programın dizileri geçerek gün içinde en çok izlenenler arasında sürekli yer alması ve ses getiren ve tartışılan örneklerin olması. Yani bu durumdan en çok etkilenecek olan kanal atv. Durum böyle olunca söz konusu yasa tasarısının, iktidar ile ortağı arasında nasıl bir durum doğuracağı da merak konusu. Bir programcı “Ne yaptığımı ve hassasiyetleri biliyorum“ dedi. Ben bu tarz yapımların daha genel sorunlara değinen örneklerin seçilmesi kaydı ile devam etmesinden yanayım. Rahatsız eden örnekler oldu mu? Oldu. Arada ceza kesildi mi? Nadir olarak evet. Toplumu rahatsız edecek olaylar ekranda konuşulmalı mı? Sorunun cevabı, bakınız gündelik yaşamdakilere diyorum. Sorun olayların nasıl ve ne şekilde verileceğinde yatıyor.
DEVLET TV’SİNDE ÇALIŞMAK İSTİYORSAN BUNLARA UYACAKSINALMAN TELEVİZYONUNDA 'UYUM' MU, SANSÜR MÜ?
Almanya’nın kamu yayıncısı ZDF’de yürürlüğe giren yeni “uyumluluk yönergesi”, medya dünyasında ciddi bir tartışma başlattı. Artık ZDF ile çalışmak isteyen herkes, ABD, AB ve BM yaptırım listelerinde yer alan kişilerle herhangi bir ilişki kurmamayı taahhüt etmek zorunda. Bu durum, yalnızca çalışanları değil, programa katılan konukları ve dış yapımcıları da kapsıyor.
Sorunun Merkezinde ABD EtkisiTartışmanın en kritik noktası şu: ZDF’nin referans aldığı listeler arasında ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı OFAC listesi de bulunuyor. Bu liste, yalnızca terör ya da suç örgütlerini değil, ABD’nin siyasi olarak karşı olduğu kişi ve yapıları da içeriyor. Böylece ABD’nin siyasi tercihleri, dolaylı biçimde Alman televizyonunun içerik kararlarına etki eder hale geliyor.
Rakamlar Ne Söylüyor?BM yaptırım listesinde yaklaşık 683 kişi ve 193 örgüt bulunurken, ABD’nin OFAC listesinde 18.700’den fazla isim ve kurum yer alıyor. Bu geniş kapsam, sadece güvenlik değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik alanı da içine alan bir etki alanı yaratıyor
'Uyum' Adı Altında Yeni Bir FiltreYeni sistemde, yaptırım listesinde yer alan kişilerle doğrudan ya da dolaylı temas, ZDF ile çalışmanın önünde engel oluşturuyor. Bu da gazetecilerin, araştırmacıların ve program yapımcılarının içerik üretirken daha baştan bir eleme yapmasına neden oluyor.
Bu durum analizde “zihinsel makas” olarak tanımlanıyor: Sansür doğrudan değil, öz sansür yoluyla işliyor.Gazeteci, henüz haber yapmadan neyi yapamayacağını hesaplıyor.
Gönüllü Uygulama TartışmasıEn dikkat çekici noktalardan biri ise şu:ZDF bu sistemi yasal bir zorunluluk olmadan, gönüllü olarak uygulamaya koydu.
ABD şirketleri OFAC listelerine uymak zorundayken, Avrupa’daki birçok yayın kuruluşu yalnızca AB ve BM listeleriyle sınırlı kalıyor. ZDF ise bu sınırı genişleterek ABD listelerini de iç sistemine dahil etmiş durumda.
Bizde Durum Nedir; Kendi Usulümüzde GidiyoruzTRT, söz konusu olan. TRT “tarafsız” olmayı bırakalı çok uzun yıllar oldu. TRT Haber'in tartışma programlarına bakmak yeterli olur. Muhalif isim kapıdan giremez diyerek işi kısa yoldan çözdü. Böyle tartışmalar artık bizde yapılmıyor. Eleştiri, ucunda biraz ümit varsa, değer kazanır. Olmayınca kendi haline bırakılıyor ister istemez. Bir yerde süre giden durum kabulleniliyor.
