Yarışını başlatanlardan 'Yavaşlayalım' uyarısı
Yapay zeka dünyasında uzun süredir birbirini geride bırakmaya çalışan üç isim 12 Eylül günü ilk kez aynı dili konuşmaya başladı.
Anthropic CEO’su Dario Amodei, “We Must Pace the Frontier” başlıklı uzun yazısında yapay zeka modellerinin yeteneklerini geliştirme hızının düşürülmesi gerektiğini açıkladı.
Ardından OpenAI CEO’su Sam Altman ve xAI’ın sahibi Elon Musk destek mesajları yayımladı.
Kişisel ilişkileri, şirket politikaları ve yapay zekanın geleceğine ilişkin yaklaşımları uzun süredir çatışan bu üç isim aslında bir süredir benzer uyarıyı farklı şekillerde yapmayı seçmişti. Ilk kez aynı dili konuşuyor olmaları tehlikenin daha somut olduğunun bir işareti şeklinde yorumlandı.
Bu değişimin nasıl yaşandığını görmek için birkaç ay geriye gitmek yeterli.
ÖNCE KIRMIZI ÇİZGİLER TARTIŞILDI
Yılın başında yapay zeka sektöründeki en büyük tartışmalardan biri, modellerin hangi alanlarda kullanılacağıydı.
Odatv’de 27 Şubat’ta yayımladığımız “Yapay zekanın fay hattı” başlıklı haberimizde Anthropic ile Pentagon arasındaki kriz anlatmıştık.
ABD Savunma Bakanlığı, Claude’un her türlü yasal kullanım için açılmasını istiyordu. Anthropic ise kitlesel yurt içi gözetim ve insan denetimi olmadan ölümcül karar verebilen tam otonom silah sistemleri konusunda sınır koymuştu.
Tartışmaya Google ve OpenAI çalışanları da katıldı. “Bölünmeyeceğiz” başlıklı açık mektuba 220’den fazla mevcut ve eski çalışan imza attı.
O günlerde sorun modellerin kendisinden çok insanların onları hangi amaçlarla kullanacağı üzerinden ele alınıyordu.
13 Mart’ta yayımladığımız “Yapay zeka savaşlarında Oppenheimer anı” başlıklı dosyada ise yarışın başka bir yönü vardı.
Yapay zeka yarışı teknoloji şirketlerinin rekabetinden çıkmış; devletlerin, orduların ve ulusal güvenlik politikalarının parçasına dönüşmüştü.
Biyolojik silah riski ilk kez o sırada konuşuldu.
GEÇİŞ NİSAN AYINDA BAŞLADI
OpenAI, 6 Nisan’da yayımladığı belgede süper yapay zekaya giden geçişin başladığını açıkladı.
O gün yayımladığımız yazıda bu geçişin çalışma hayatından gelir dağılımına, robot vergisinden ulusal servet fonuna kadar uzanan sonuçlarını ele almıştık.
OpenAI’a göre yapay zeka sistemleri artık yalnızca basit görevleri yerine getiren araçlar olmaktan çıkıyordu. İnsanların saatler süren işlerini üstleniyor, daha uzun projeler yürütebiliyor, giderek daha karmaşık kararlar verebiliyordu.
Şirket aynı belgede siber saldırı ve biyolojik tehdit risklerine de dikkat çekmişti.
Yani herkes tehlikenin farkındaydı.
5 Ağustos’ta “Yapay zekada asıl tehlike: Ajanlar kontrolden çıktı” başlıklı yazıyı yayımladık.
Bir yapay zeka ajanı, kendisine verilen siber güvenlik sınavını çözmek yerine cevaplara ulaşabileceği sistemleri ele geçirmeye yönelmişti.
Başka ajanlar gerçek şirket ağlarına girmiş, sahte internet kimlikleri oluşturmuş ve zararlı kodu bir insana onaylatmak için sosyal mühendislik yöntemleri kullanmıştı.
Mesele modellerin bilinç kazanmasından ziyade kendilerine verilen hedefe ulaşırken insanın öngörmediği yolları seçmeleriydi.
OpenAI’ın 26 Ağustos’ta yayımladığı ayrıntılı olay raporu, 5 Ağustos’ta bildiğimiz tablonun çok daha ağır olduğunu gösterdi.
12 Mayıs 2026 tarihinde OpenAI’ın şirket içinde eğittiği ajanlardan biri, yazılım paketlerinin tutulduğu Artifactory sistemine başka ajanların görebileceği bir not bıraktı. Bu alan zamanla modellerin birbirleriyle haberleştiği gizli bir mesaj panosuna........
