Yasaklı yönetmenin inadı... Kırmızı halıdan hapishaneye gidecek
İranlı yönetmen Jafar Panahi’nin Altın Palmiye ödüllü son filmi It Was Just an Accident - Türkçe adıyla Görünmez Kaza - MUBI’de izleyiciyle buluştu. Dünya prömiyerini Cannes’da yapan film, festivalden Altın Palmiye ödülü ile dönse de bu başarının İran devleti için bir gurur vesilesi olduğunu söylemek pek mümkün değil. Tüm dünyanın gözü İran’ın üzerindeyken, haftaya gerçekleşecek Oscar töreninde de dikkatler bir kez daha bu filme çevrilecek. Çünkü Görünmez Kaza, gündemin ekmeğine yağ süren İslami rejim karşıtı hikayesiyle “En İyi Uluslararası Film” ve “En İyi Orijinal Senaryo” kategorilerinin kazananı olup olmayacağı merak konusu…
Filmin uluslararası başarısının arka planında ise bambaşka bir hikaye var. Panahi’nin hapishanedeyken tanıştığı senaryo yazarı Mehdi Mahmoudian, bu film sebebiyle kısa süre önce tutuklandı ve geçtiğimiz hafta kefaletle serbest bırakıldı. Fakat bu, sürecin sona erdiği anlamına gelmiyor. Yönetmen Panahi için de durum farklı değil; Oscar töreninden sonra ülkesine dönecek olan yönetmenin hakkında verilen ceza kapsamında bir yıl daha hapis yatması gerekiyor.
BİR SES, BİR ŞÜPHE…Açılış sekansında gece vakti bozuk yolda ilerleyen bir otomobil, direksiyonda Eghbal (Ebrahim Azizi), yanında hamile eşi ve arka koltukta radyodan gelen pop şarkısına zıplayarak eşlik eden küçük kızları görülüyor. Bu samimi hatta biraz da gülünç atmosfer, arabanın bir köpeğe çarpmasıyla bozuluyor. Küçük kız, babası köpeği öldürdüğü için ağlamaya başlıyor annesi ise bunu kaderin bir parçası gibi yorumluyor ve bu sonucu hissiyatsız bir şekilde yolun karanlık olmasına bağlıyor. Ardından filme adını veren ve sanki vicdan yükünü kişinin yüreğinden alan o cümleyi kuruyor: “Sadece bir kazaydı.”
Oysa Panahi’nin hikayesinde hiçbir olay kazadan ibaret değil. Çarpışmadan kısa süre sonra araba küçük bir fabrikanın önünde bozuluyor. Tamir için yardım isteyen sürücü içeri girdiğinde, arka odada çalışan Vahid (Vahid Mobasseri) dehşete kapılıyor. Konuşma biçimini değiştirerek sürücünün sorularına cevap veriyor ve binadan çıkar çıkmaz onu takip etmeye başlıyor.
Aslında Vahid’in Eghbal’i niye takip ettiğini önce anlayamıyoruz. Ama ne zamanki onu gündüz vakti bir köşeye sıkıştırıp, eli gözü bağlı bir şekilde minibüsüne atıyor, işte o zaman çok karanlık bir geçmişi aydınlatacak küçücük bir detayın peşinden gittiğini fark ediyoruz :........
