menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadın cinayetlerine 'Mezarlık' bakışı

104 0
20.09.2026

Netflix dizisi Mezarlık’ın ilk sezonunu dört yıl önce yazdığımda "Kadın cinayetlerine bir de Mezarlık’tan bakın" şeklinde bir başlık atmıştım.

Çünkü yapım, kadın cinayetlerini iyi bir polisiyenin ihtiyaç duyduğu aksiyona dönüştürmek yerine, suçtan çok daha önce başlayan büyük bir sistem arızasının içine yerleştiriyordu. Ve hepsinin altında bangır bangır bağıran bir kelime gizliydi:

Fail bulunuyor, dosya kapanıyordu.

Ama içimiz soğumuyordu.

2025’te gelen ikinci sezon, ilk sezonun dört uzun hikayesinden farklı olarak ikişer bölüme yayılan dört yeni vakayla bu dünyayı biraz daha genişletti. Dilsiz Şeytan, Belladonna, Hayırsız Ada ve özellikle Nostos Algos; kadın cinayetlerinin çevresindeki aile, kurum, sağlık sistemi, şiddet ve cezasızlık halkalarını biraz daha görünür kıldı.

Dizi artık yalnızca bir kadının başına ne geldiğini değil, o kadını ölüme götüren yolların kimler tarafından döşendiğinin de altını kazıyordu.

Şimdi üçüncü sezondayız.

Ve Mezarlık’ın dönüşümü burada noktayı koyuyor.

28 Ağustos’ta Netflix’te yayınlanan sekiz bölümlük üçüncü sezonda yönetmenliği yine daha önce olduğu gibi Abdullah Oğuz ile Ömer Baykul paylaşırken senaryoda bu sezon Fulya Turhan, Ahmet Saatçioğlu ve Evren Oğuz imzası var.

Bu kez dizinin merceği kadın cinayetleri kadar başka bir gerçeğe daha yoğunlaşmış.

Asıl mesele yalnızca kadınları öldüren erkekler değil; kadınlardan nefret etmeyi mümkün, meşru ve hatta örgütlü hale getiren bir anlayış.

NEFRETİN YENİ SÖZLÜĞÜ

Sezonun bölüm isimlerinden birinin “Nefretin Sözlüğü” olması da bu yüzden boşuna değil.

Kadın düşmanlığının artık yalnızca evlerin kapalı kapıları arkasında, kıskanç bir sevgilinin ya da öfkeli bir kocanın........

© OdaTV