Gerilim
Küçük yerleşim yerlerini çok bilmediğim için yorum yapamıyorum ancak büyük şehirlerde yaşayanların dikkatini mutlaka çekiyordur.
Sokaklarda insanların yüzleri asık.
Patlamaya hazır bomba gibi dolaşıyorlar.
Sürekli çatacak bir şey arıyor, birbirlerinin yakasına yapışmak için bahane kolluyorlar.
Ülkemizin siyasi, ekonomik gerçeklerinin dayattığı yaşam koşullarının hepimiz üzerindeki etkisi bu. Çocuklar, gençler, yaşlılar önünü görmeye, geleceğe güvenle bakmaya çalışıyor ama büyük bir belirsizlik bulutu görüşümüzü kapatmış durumda.
Bu da ister istemez üzerimizde büyük bir gerilim yaratıyor.
Peki bu gerilim sürdürülebilir mi?
Sürdürülemez, sürdürülmemeli…
Tek parmak şıklatarak bu sorunu çözmek keşke mümkün olsaydı ancak maalesef değil.
Bu basıncı, gerilimi azaltmak için sistemik olarak yapılması gereken çok şey var, kabul. Ancak, bunların kısa vadede çözülmesini beklemek hayalcilik olur. Zira, çoğu yapısal reformlarla çözülebilecek konular. Ancak, oturup birisinin bu yapısal reformları başlatmasını beklemek de önemli zaman kaybına sebep olabilir. Daha küçük, bireyler tarafından da başlatılabilecek ve toplum psikolojisi üzerine olumlu etkide bulunabilecek aksiyonlara odaklanmak belki de şu anda yapılabilecek en uygun şey.
Bu aslında, şirketlerde sıklıkla kullandığımız bir deyişe “hızlı........
