menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KHK Meselesinde Yeni Dönem: Hukuk, Objektiflik ve Kalıcı Çözüm Arayışı

30 0
10.05.2026

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) süreci, Türkiye’nin yakın tarihindeki en önemli hukuki ve toplumsal meselelerinden biri olmaya devam etmektedir. Aradan geçen yıllar göstermiştir ki bu konu artık yalnızca olağanüstü dönem tedbirleri çerçevesinde değerlendirilebilecek geçici bir mesele değildir. Aksine sosyal, ekonomik, psikolojik ve hukuki boyutları bulunan çok yönlü bir alan haline dönüşmüştür.

Hemen ifade edelim ki bu konudaki değerlendirmemizi tamamen objektif ve hukuk çerçevesinde yapmaya çalışacağız. Zira her bir KHK dosyasının kendi içerisinde farklı koşulları, farklı gerekçeleri ve farklı hukuki dayanakları bulunmaktadır. Dolayısıyla bütün KHK’lıları tek bir kategori içerisinde değerlendirerek genelleme yapmak doğru değildir. Her bir bireysel dosyada alınan kararın haklı ya da yerinde olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken meselelerdir. Bu nedenle bireysel dosyalar hakkında peşin hüküm içeren herhangi bir görüş veya değerlendirme ortaya koymanın doğru olmayacağını özellikle belirtmek gerekir.

Öte yandan mesele artık yalnızca iç hukuk bakımından değil, uluslararası hukuk boyutuyla da Türkiye’nin önündeki önemli başlıklarından biri haline gelmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin Yasak/Türkiye kararı da bu çerçevede dikkatle değerlendirilmelidir. Ancak söz konusu kararı Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından mutlak bir mecburiyet veya doğrudan teslimiyet gerektiren bir yaklaşım şeklinde değerlendirmek de doğru değildir.

Asıl önemli olan husus; Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası’nda açıkça ifade edilen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen temel nitelikleri arasında yer alan “hukuk devleti” ilkesidir. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve hukuk devleti olmanın gereği olarak hem kendi iç hukukunu hem de uluslararası hukuk alanındaki gelişmeleri, yüksek yargı kararlarını ve insan hakları standartlarını dikkate almak durumundadır. Bu yaklaşım bir zorunlu teslimiyet değil;........

© ngazete