Kurtuluş Tek Şahıstan Değil, Milletten Gelir
Bugün aslında dün'dü.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1920’li yılların başlarında Milli Mücadele’nin en zorlu günlerinde, tek bir liderin omuzlarına yüklenen umutların tehlikesini net biçimde ortaya koymuştu.
Nitekim...
1923 civarında çeşitli konuşmalarında vurguladığı şu söz, bugün hâlâ yeterince hatırlanmayan, derin ve sarsıcı bir uyarıdır:
“Bir millet, bir memleket için kurtuluş, esenlik ve muvaffakiyet istiyorsak bunu yalnız bir şahıstan hiçbir vakit istememeliyiz.
Umumi kurtuluşu, gene umumi gayret temin eder ve bir millet, bir toplum yalnız bir ferdin gayretiyle bir adım bile atamaz.”
Demem o ki:
Bu söz, yalnızca bir hatırlatma değil; Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu sarmaldan çıkışın anahtarını da gösterir.
Memleketin meseleleri, çalıları dolaşarak, eveleyip geveleyerek çözülemeyecek kadar acil bir eylem dinamiği, prensiplerin savunulduğu sağlam bir fikri omurga ve sarsıntısız bir irade gerektiriyor.
Demem şu ki:
Kalibresi ve fikriyatı yetersiz isimlere vakit ayırmak, milletin zamanını israf etmekten öte, artık ihanet sınırına yaklaşan bir tutum haline gelmiştir.
Ülkenin, bu zatları “eğitmeye” ayıracak lüksü yoktur.
Türkiye’nin temel sorunları - adalete duyulan güvenin ağır biçimde zedelenmesi, seçilmiş iradenin tasfiye edildiği algısı, hukukun herkese eşit uygulanmaması, toplumsal kutuplaşma, ekonomik kırılganlık ve dış bağımlılık - birbirine kenetlenmiş durumdadır.
Bunlar tek bir düzenleme, tek bir “barış paketi” ya da kapalı kapı mutabakatıyla hallolmaz.
Hasılı:
Gerçek barış ve huzur; adalet, hukuk, güven ve........© ngazete
