menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Turhan Adının Prizren’de Yaygınlığı

13 0
26.05.2026

Altay Suroy RECEPOĞLU

Kişi adları (isimler), insanlık tarihi kadar eski bir olgudur ve hem bireysel kimliğin hem de toplumsal aidiyetin en önemli göstergelerinden biridir. Onların tarihçesi, anlamı ve önemi birkaç açıdan incelenebilir:

En eski topluluklarda isimler, genellikle doğa olaylarına, hayvanlara, bitkilere veya bireyin doğduğu koşullara göre verilirdi. Örneğin, “Güneş”, “Ay”, “Kartal”, “Yağmur” gibi adlar.

Mezopotamya, Mısır, Yunan ve Roma uygarlıklarında isimler tanrılar, kahramanlar ve mitolojik figürlerden alınırdı.

Eski Türkler’de ad verme geleneği çoğu zaman kahramanlık, doğa unsurları, savaş başarıları veya doğum anındaki olaylarla bağlantılıydı (ör. Alp, Börü, Umay, Tarkan).

Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet’te kişi isimleri kutsal metinlerden, peygamberlerden, evliyalardan ve dini kahramanlardan türetilmiştir.

19. ve 20. yüzyılda milliyetçilik hareketleriyle birlikte geleneksel adların canlanması, Batılılaşma sürecinde ise yabancı kökenli adların yaygınlaşması görülmüştür.

İsimler, ait olunan milletin, kültürün ve inanç sisteminin bir yansımasıdır.

Çocuğa genellikle büyüklerinin, dedelerinin veya ailede önemli bir kişinin adı verilerek soy bağının devamı sağlanır.

Bir isim, bireye kişilik inşasında bilinçli ya da bilinçsiz şekilde yön verir. Psikolojide, ismin kişilik üzerinde etkisi olduğu yönünde görüşler vardır.

İsimler, dilin en eski kelimeleri arasında yer alır; çoğu zaman tarihsel kökenini korur.

Ad, kişiyi diğerlerinden ayıran en temel işarettir. Ad, hukuki, sosyal ve bireysel kimliğin ilk unsuru olarak kabul edilir.

İsim, kişinin bir topluma, dine veya kültüre mensubiyetini gösterir.

Geçmişte yaşamış önemli şahsiyetlerin adlarının çocuklara verilmesi, bir tür “hatıra yaşatma” işlevi görür.

İsimler üzerinden toplumların tarihsel hafızası okunabilir. Örneğin, bir dönemde çok kullanılan isimler o dönemin kültürel ve siyasi atmosferini yansıtır.

Bazı adlar kutsal, uğurlu ya da koruyucu kabul edilir. İsimlerin çocuğun kaderini etkilediğine dair inanç birçok kültürde vardır.

Örneğin, Türk kültüründe: Alp (yiğit), Kutlu (uğurlu), Umay (koruyucu dişi ruh), Ayşe (yaşayan, uzun ömürlü), Mehmet (Hz. Muhammed’in isminin sevgiyle söylenişi).

Arnavut kültüründe: İlir (İliryalı, köklü kimlik), Besnik (sadık), Shpresa (umut), Lule (çiçek).

Batı kültüründe: Sophia (bilgelik), Alexander (insanların koruyucusu), Victoria (zafer).

Kişi adları yalnızca “bir çağırma aracı” değil; kültürlerin, inançların, dillerin ve tarihsel süreçlerin canlı bir yansımasıdır. Her isim, ait olduğu toplumun tarihinden ve değerlerinden bir iz taşır. Bu nedenle kişi adları sosyoloji, tarih, dilbilim, antropoloji ve psikoloji açısından önemli bir araştırma alanıdır.

Prizren, Osmanlı döneminde Rumeli’nin önemli kültür merkezlerinden biri olduğu için ad verme geleneği hem İslamî hem de Türkî unsurlar taşımıştır.

Kur’an’da geçen Yasin ve İbrahim, Musa, Yunus, Yusuf gibi peygamber isimler çok yaygındır. Mehmet, Mustafa, Ali, Hüseyin, Fatma, Ayşe, Hatice gibi Osmanlı etkisinden gelen isimler de yaygındır.

Şehirde yaygın olan tekke ve tarikat etkisinde olan ailelerde şeyhlerin, velilerin ve evliyaların adları da çocuklara konulurdu (Şemseddin, Sinan, Niyazi, Halveti, İsmail, Kadri, Derviş vb.).

16. yy’da yaşamış, Suzi Çelebi, Şair Nehârî, Mümin gibi Prizrenli şahsiyetlerin isimleri sonraki kuşaklarda yaşatılmıştır.

Bunların dışında soyun devamlılığını ve ataların anısını yaşatma amacıyla çocuğa genellikle dedesinin ya da ailede önemli bir büyüğünün adı verilirdi.

Gülten, Gonca, Yasemin, Canan, Bahar, Sevdiye, gibi doğa ve duygu adları da yaygındır.

Prizren Türklerinde çifte ad verme yeni dönemde sık görülen bir gelenek değildir. Bir isim dini kökenli olurken (Mehmet, Ali, Ayşe), diğeri yerel ya da kültürel kökene dayanır (Mesut Ali, Nurgül Ayşe gibi).

Bazı durumlarda koruyucu adlar (“zor adlar”) da çocukların yaşaması için verilirdi. Mesela “Karabaş”, “Topal”, “Derviş”, “Kurtiş” gibi isimler kötü ruhları aldatmak amacıyla konulurdu.

Sosyal ve Psikolojik anlam açısından isim, aile için bir toplumsal aidiyet göstergesiydi: “Bu çocuk Türk’tür, Müslümandır” anlamı taşırdı.

İsimler aynı zamanda bir dua idi. Örneğin: “Mesut” (mutlu olsun), “Nurgül” (ışıklı, güzel olsun), “Ahmet” (övgüye değer olsun).

Prizren’de isimler, bireyleri sadece tanımlamak için değil, aynı zamanda ailelerin kültürel kimliğini korumak için bir araç olmuştur.

Yugoslavya döneminde resmî kayıtlarda Arnavutça ve Sırpça imlalar kullanıldığı için isimlerde farklı yazılışlar ortaya çıkmıştır. Örneğin: Mehmet → Mehmed, Nurgül → Nurgjyl.

Günümüzde hem klasik Türk isimleri (Mustafa, Ayşe, Ahmet) hem de modern isimler (Deniz, Ece, Taner) tercih edilmektedir. Ayrıca, Arnavutça isimlerle Türkçe isimlerin birleşimi sık görülür.

Diaspora etkisiyle Türkiye, Almanya veya İsviçre’ye göç eden Prizrenlilerde yeni kuşaklara hem modern hem geleneksel isimler veriliyor.
Prizren’de ad verme geleneği dinî, kültürel ve ailevi boyutları olan zengin bir gelenektir. Bir isim, hem bireysel kimliği, hem aile bağlarını, hem de toplumun Türk-İslam kimliğini koruma aracıdır.

Kosova İstatistik Ajansının çevrim içi aracı “NameSearch/EmërKërkim” “İsmini Ara”, Agjencia e Statistikave të Kosovës, https://ask.rks-gov.net/NameSearch) belirli bir adın kaç kişi tarafından taşındığını ilçelere göre de gösteriyor. 1923 yılından itibaren 2021 yılına kadar Kosova’da 178, Prizren’de 65 çocuğa Turan ismi verildiği görülüyor. 2024 yılında yapılan Nüfus sayımlarına göre Kosova’nın genel nüfus sayısı 1.602,515 kişi iken Türk nüfus sayısı 19.419’dur. 147.428 kişiden oluşan Prizren belediye nüfusu içinde Prizren kentinin 84.720 nüfusunun 9.819’u Türktür.

Kosova Türkleri arasında “Turan” erkek ismi yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Özellikle 1923 yılından itibaren Yugoslavya döneminde doğan çocuklara, millî bilinç vurgusuyla Turan, Oğuz, Alp, Bilge, Ertan gibi Türk kültürüne dayalı isimler verilmiştir.

Bugün hâlâ Prizren, Mamuşa, Priştine gibi bölgelerde Turan ismi taşıyan çok sayıda kişi vardır.

Arnavut toplumunda “Turan” ismi az da olsa vardır. Burada daha çok İslamî–Osmanlı geçmişiyle bağlantılı bir tercih olarak görülür.

Özellikle şehirli Arnavut ailelerde, Türklerle kültürel yakınlıktan dolayı “Turan” ismine rastlanır.

Kosova genelinde belediyelere göre Turan adını taşıyanların sayısı:

Prizren

Prishtinë

Gllogoc

Gjilan

Kaçanik

Mitrovicë

Dragash

Kamenicë

Vushtrri

10

Hani i Elezit

Yıllara göre bu ismi taşıyanların listesi şöyledir:

Turan, Türan, Turhan, Türhan, Tyran, Tyrhan olarak kaydedilen isimlerin tümü Turhan’nın farklı alfabe ve telaffuz etkilerinden doğmuştur ve böyle devam etmektedir. Osmanlıca, Türkçe, Arnavutça, Sırpça ve Latin harfli yazımlar isimlerin farklı şekillerde kayda geçmesine sebep olmuştur.

Bu yüzden 2021 yılına kadar Kosova genelinde Turan olarak 26, Tyran olarak 6, Turhan olarak 37, Türhan olarak 17, Türan olarak 5, Tyrhan olarak 17 kişi ve Turay olarak 1 kişi kütük kayıtlarında kayıtlıdır.

Prizren ve genel olarak Kosova’daki Türk kültüründe Turan / Türhan adlarının hem tarihsel hem de kültürel bir yükü vardır. Bu isimler sadece bireysel değil, aynı zamanda kolektif kimliğin bir yansımasıdır.

Turan (erkek, nadiren kadın adı) – doğrudan “Turan ülkesi” göndermeli, sembolik bir Türk dünyası adıdır. Kökeni Eski Türkçedir. Orhun Yazıtları ve İran kaynaklarında geçer. Fars edebiyatında ve özellikle Firdevsî’nin Şehnâme’sinde, “Turan” kelimesi İranlıların kuzeyindeki Türk topluluklarının yaşadığı ülke anlamına gelir.

Zamanla “Türklerin ülkesi / Türklerin vatanı” olarak simgesel bir anlam kazanır.

Milliyetçi söylemde........

© ngazete