menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Platformdan Güce Geçiş Sancısı: Yunan Donanması Ve Belharra Sınavı

12 0
31.05.2026

Yunanistan, askeri deniz gücünü geliştirmek için büyük bir çaba içerisinde. Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayinde ulaştığı seviyenin ardından Yunanistan, deniz kuvvetlerindeki modernizasyon sürecini hızlandırmak maksadıyla dış tedarik ağırlıklı bir model tercih etmektedir. Bu kapsamda; Fransız yapımı Belharra sınıfı fırkateynlerle donanmasına bir ivme kazandırmayı ve çağ atlatmayı hedefliyor. Ancak, modern bir gemi satın almanın modern bir donanma kurmak için tek başına yeterli olmadığı da bir gerçek.

Yunanistan Dış İşleri Bakanı Nikos Dendias tarafından geçen yıl açıklanan ‘‘Aşil Kalkanı’’ savunma projesinde, toplum nazarında durumsal farkındalığı artıracak tarihsel bir perspektif sunulmuştu. Fakat yeni yöntemlerin uygulanış biçimlerinin Yunanistan’daki geçmiş örnekleri dikkate alındığında; bu çabaların kendilerine zarar verecek sonuçlar doğurabileceğini belirtmiştim.

Hala aynı fikirdeyim. Takip ettiğim açık bilgiler çerçevesinde durumu yorumlamaya çalışacağım.

Dendias'ın Açıklaması: ‘‘Gemi Henüz Filoya Entegre Değil’’

Yeni savunma mimarisinin önemli unsurlarından birinin Fransız yapımı Belharra sınıfı fırkateynler olduğu ifade edilmişti. Bu sınıfın ilki olan HS Kimon (F-601) ve filoya katılacak eş gemilerin harekât, lojistik, materyal, personel ve eğitim alanlarındaki sürdürülebilirliği ile ilgili zorluklara daha önceki analizlerimde değinmiştim. Şimdi Yunan kamuoyunda, Kimon gemisi ile ilgili olarak bir kısım konular kısmen daha açık bir şekilde tartışılmaya başlandı. Son kertede geminin tam anlamıyla harekata hazır olmadığı açıkça ilan edildi.

Dendias’ın nisan ayında Alpha Tv isimli televizyon kanalında verdiği bir röportajda gemi ve personeli ile ilgili olarak;

‘‘Gemilerini iyi tanıyorlar. Uzun süre Fransa'daydılar. Onu iyi biliyorlar. Tamamlanmamış olan ve sizinle de Yunan vatandaşlarıyla da dürüstçe paylaşmak istediğim şey, geminin henüz filoya operasyonel olarak tamamen entegre edilmemiş olmasıdır. Gerçek budur. Başka bir deyişle, Filo ile birlikte çalışırken sistemlerin birbiriyle haberleşmesinde bazı sıkıntılar yaşanıyor. Normal şartlar altında bu süreç birkaç ay sürer. Ancak acil durumlarda bunu çok daha hızlı yapabiliriz’’

şeklindeki bir beyanatı yayınlandı. Dendias meselenin çözümü noktasında da oldukça iyimser bir tahminde bulunuyor.

Teknik açıdan baktığımızda bu ifadeler; geminin bir deniz görev kuvveti içindeki diğer yüzer, dalar ve uçar unsurlarla komuta-kontrol, veri paylaşımı, haberleşme gibi harekât fonksiyonlarında bir kısım güçlüklerin yaşanmış olabileceğini düşündürüyor.

Bu durum harekât alanında önemli bir problemi işaret ediyor. Birçok ihtimal söz konusu. Örneğin, aynı taktik resmin görülmesi, hedef bilgilerinin anlık iletimi, taktik veri linkleri, ortak angajmanlar vb. hususların anlık sağlanamaması gibi durumlar mı yaşandı? Ya da bu kritik hususlarda bazı önemli gecikmeler mi oldu? Kimon’la birlikte birden fazla unsurun yer aldığı bir görev birliği, denizde tek bir organizma olarak hareket kabiliyetine hangi açılardan erişemiyor?

Sonuç itibarıyla, varsa, ortak bir yazılımın hangi platformlar için ve hangi nedenlerden dolayı yetersiz kaldığı çok açık değil. Böyle bir yazılım var mı açık bilgilerden bu da tam olarak belli değil. Üstelik açık kaynak bilgileri bu konuda yanıltıcı olabiliyor. Ağ merkezli olarak tasarlanan ve farklı bir mimarisi olan Kimon’un diğer farklı menşeili platformlarla uyumu meselesi; Yunan kamuoyunda da gemiye dair merak edilen önemli bir ayrıntı olmaya başladı. Bütün bunlar, satın alınan yabancı karmaşık bir platformun beraberinde getirdiği zorlukları gösteriyor.

Bakanın dediği gibi gemi personelinin ferdi eğitimleri, geminin deniz testleri ve geminin teslim şartlarına göre kabulü Fransa’da yapılmıştır. Ancak gemi Yunanistan’a geldiğinde eğitim ve denetimleri ile entegrasyon süreçlerinin önceden planlanmış olması gerekirdi. Yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, bu hususlarda bir planlama yapılmış olsa bile sürecin öngörülen şekilde ve hızda ilerlemediği izlenimi oluşmaktadır.

Sorun burada da bitmiyor.

Ocak 2026 ayında gelen geminin, harbe hazırlık süreçleri ve diğer platformlarla entegrasyonu tamamlanmadan, kısa bir süre sonra, Mart 2026 ayında sistem, donatım ve teknik olarak farklı menşeili başka bir gemi ile Güney Kıbrıs’a göreve gönderildiğini görüyoruz.

Güney Kıbrıs'ta Gövde Gösterisi mi, Taktiksel İhtiyaç mı?

Netice itibarıyla; 2026 yılı Fransız yapımı HS Kimon (F-601) ve 1998 yılı Alman yapımı HS Psara (F-454) fırkateyni Limasol’a intikal ettiler. Gemilerin, intikalin ardından bir arama-kurtarma tatbikatı ve çeşitli eğitim faaliyetlerine katıldığı aktarılmaktadır. Bu açık kaynak bilinenleri sonrası yapılan bir yorumda; daha eski olan Psara gemisinin asimetrik tehditlerin tespitinde çok daha faydalı olduğu ifade........

© ngazete