Okur eleştirisi
Kimi okur, yazılarım için “hep soldan referans veriyorsun” diyor! O halde bu kez rotayı değiştireyim; dünyanın en güçlü kapitalist ülkesi ABD’ye bakayım...
Aslında… Fikirlerin doğruluğunu belirleyen onları kimin söylediği değil, o fikrin tarihte nasıl sonuçlar doğurduğudur…
Bir zamanlar dünyaya serbest piyasanın ve küreselleşmenin dersini veren ABD’de bugün bambaşka rüzgârlar esiyor. Amerika’da değişmeye başlayan politik iklim, dünyada ezberleri sarsıyor.
Bugün pek bilinmeyen politik bir Amerikan hareketinden söz edeceğim. Ne Demokrat Parti’nin ne de Cumhuriyetçi Parti’nin ana akımında yer aldı. Marjinal görüldü, dışlandı, alaya alındı, hatta kimi zaman komplo teorileriyle aynı cümlede anıldı...
Ve fakat: Savunduğu ekonomik fikirler aradan yarım asır sonra dünyada yeniden tartışılmaya başlandı.
Sözünü ettiğim, Lyndon LaRouche’un etrafında şekillenen LaRouche Hareketi…
Bu hareketi ilginç kılan yalnızca sıra dışı lideri değil. Dikkat çekici olan, üretim ekonomisini, sanayileşmeyi, büyük altyapı yatırımlarını ve güçlü ulus devleti savunup, finans kapitali sert biçimde eleştirmesi…
Bir dönem uç fikir gibi görülen tezleri, bugün ABD’de giderek daha fazla karşılık buluyor…
Peki, bu hareket tam olarak neyi savunuyor?
LaRouche Hareketi’ni klasik sağ-sol kalıplarıyla açıklamak pek mümkün değil. Hareketin Amerikalı kurucusu Lyndon LaRouche (1922-2019), gençlik yıllarında Troçkist çevrelerde siyaset yaptı. Zamanla yalnızca Sovyetler Birliği’nin ekonomik modeline değil, küresel finans sermayeyi temsil eden kapitalizme de karşı........
