menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hafızamdaki politikacı

394 2
20.03.2025

Türkiye’nin siyasi kültürel hayatında sembol isimler var.

İktidarın, muhalefete olan tutumunu anlama bakımından düne kadar hep bir isim öne çıkardı: Osman Bölükbaşı (1911-2002) ...

Demokrat Parti iktidarı, sadece partisinin değil tüm muhalefetin sesi Osman Bölükbaşı’yı susturmak için neler yapmadı:

- Partisini kapattı…

- Yeni kurduğu parti ile girdiği 1954 seçiminde, onu ve dört arkadaşını milletvekili seçen Kırşehir şehrini hemen ilçe yaptı…

- Demeçleri sebebiyle hakkında çok sayıda adli soruşturma ve dava açtı...

- Dokunulmazlığı kaldırıldı…

- Üç kez hapse atıldı…

- 1957 seçimlerinden bir ay sonra serbest bırakıldı…

Uğratılmadığı eziyet kalmadı…

Başbakan Adnan Menderes’in en büyük kâbusu bükülmez, yılmaz Bölükbaşı idi. Ki:

Sadece Bölükbaşı değil. Menderes toplantı ve gösterileri yasakladı, basın üzerine ağır baskı tesis etti, gazeteleri kapattı, gazetecileri hapse attı. Ana muhalefet partisi CHP’yi kapatmak için Tahkikat Komisyonu kurdu.

Ve Bölükbaşı daima Menderes iktidarı uygulamalarına karşı muhalefet etmeyi sürdürdü.

Ancak; DP içindeki partililer bile şu konuda artık aynı görüşteydi:

- Partiyi ortaya çıkaran “46 Ruhu” söndü.

Öte yandan:

DP iktidarının hedefi yapılarak zulme uğrayan Bölükbaşı, askeri müdahaleye de, Yassıada yargılamalarına da, idamlara da karşı çıktı.

Şuraya gelmek istiyorum:

Dün Osman Bölükbaşı…

Bugün Ekrem İmamoğlu…

Siyasi kültürel hayat niçin olgunlaşmıyor, demokratikleşme neden başarılamıyor?

Türk siyaseti şu temel karakteristik anlayıştan kurtulamıyor; demokratik rekabeti bir düşmanlık........

© Nefes