Hırsızlık var, vurgun var, tasfiye var… Para nerede?
Nasreddin Hoca’nın evine hırsız girer. Komşular toplanır, Hoca’yı suçlamaya başlar: “Kapıyı neden kilitlemedin?”, “Pencereyi neden açık bıraktın?”, “Biraz dikkatli olsaydın ya!”
Hoca bir süre dinler, sonra dayanamaz: “İyi de komşular... Hırsızın hiç mi suçu yok?”
SPK yedi şirketin kurduğu 131 fonu kapattı. Güzel de bu neydi? Ceza mı? Değil... Olay yerine şerit çekmek. Polis gelir, şeridi çeker, fotoğrafı çeker, tutanağı tutar. Sonra hırsızın evine gidilir.
Sonunda gidildi. Bir zahmet gidildi. Hele şükür gidildi. Daha önce neden gidilmedi?
25 kişi hakkında işlem, 15 gözaltı, yöneticilerin ve yakınlarının mal varlıkları donduruldu. 10 şüpheli de firari... Sahi, yurt dışı yasağı vardı hani?
Evin içine bakınca da insanın ağzı açık kalıyor. Bu şirketlerin kurullarında rektör var... Eski büyükelçi var... Eski kamu bürokratları var... Cumhurbaşkanlığı çevresinden isimler var... İktidara yakın gazetede köşe yazan var...
Kurulda oturmak suç değildir, soruşturma da mahkumiyet değildir. Ama yönetim kurulu üyeliği düğünde nikah şahitliği de değildir. İmza atarsın, ücret alırsın, prestij kazanırsın. İşler yolundayken........
