menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kesici’nin işaret ettiği nokta, gören gözler için çok önemli

53 0
24.03.2026

CHP milletvekili ve DPT eski Müsteşarı İlhan Kesici diyor ki:

“Türkiye, beğenmediği iktidarları sırtında taşımaz, ilk seçimde sırtından hemen atar!..”

Sonra da bu düşüncesinin gerekçelerini örnekliyor ve şöyle bitiriyor:

“… görüldüğü gibi (1983’ten 2002’ye kadar) her seçimde başka bir parti birinci parti oldu... Bundan sonra yapılacak ilk seçimde başka bir partinin birinci parti olarak çıkmasının tam vaktidir...

Türkiye, bu anlamda, tam bir iktidar değişikliği kıvamında ve arifesindedir...”

2002 seçimlerine kadar görünen tablonun ideolojik bir istikrarın değil, performans odaklı bir seçmen davranışının kanıtı olduğunu İlhan Bey’in de kabul edeceği kanaatindeyim…

Türk seçmeni aslında: “ben sana kredi veririm ama bu kredi süresiz değil” demiştir...

Bu nedenle Türkiye’de seçimler sadece sandık değil, aynı zamanda bir toplumsal denetim mekanizmasıdır…

Ve bu mekanizma çalıştığında sonuçlar her zaman sürpriz gibi görünür ama aslında değildir çünkü seçmen: uzun süre susar, biriktirir ve sonra tek bir seçimle konuşur…

Umut seçim kazandırır mı?

Ekonomik sıkıntılar, adalet tartışmaları, liyakat sorunları ve toplumsal gerilimler birikmiş durumda…

Bu birikim, tarihte defalarca gördüğümüz o “eşik anına” benziyor ancak… Burada kritik bir ayrım var… Türkiye’de iktidarlar genellikle muhalefetin gücünden değil, kendi yorgunluklarından düşer…

Seçmen yeni bir hikâye arar ama o hikâyeyi bulamazsa, değişim arzusu tek başına yeterli olmaz…

Yani mesele sadece “iktidar değişmeli” değil...

Asıl mesele: “yerine gelecek olan, umut verebiliyor mu?” sorusunu doğru cevaplayabilmek…

Zira, Türk seçmeni öfkeyle değil, çoğu zaman umutla oy verir…

1973, 1977 ve (Slogan neydi, “umudumuz Ecevit”) Ecevit’in genel başkanlık yaptığı partilerin birinci çıktığı her seçim bunun en güçlü örneğidir…

Sorunun cevabını kim daha güçlü verirse

Bir kriz ortamında bile seçmen sadece mevcut iktidarı cezalandırmadı…

Aynı zamanda yeni bir gelecek vizyonuna yatırım yaptı…

Bugün de benzer bir kavşaktayız…

Toplumun önemli bir kesimi değişim fikrine psikolojik olarak hazır görünüyor fakat…

Bu hazırlık, otomatik bir sonuç üretmez çünkü…

Seçmen artık daha seçici, daha temkinli ve daha deneyimli… Artık sadece vaatlere değil, inandırıcılığa bakıyor… Sadece söyleme değil, kadrolara bakıyor… Sadece eleştiriye değil:

Çözüm kapasitesine bakıyor…

Kesici’nin dediği gibi zaman gelmiş olabilir ama bu durum, sonucu garanti etmez...

Kanaatim o ki seçmen sandığa giderken, “beni kim daha iyi yönetir?” sorusuna değil, “beni kim daha az hayal kırıklığına uğratır?” sorusuna cevap arayacaktır…

Ve bu seçmenin geneli; kimin daha çok tapusu olduğuna bakmadığını: “Çalıyorlar ama çalışıyorlar da” diyerek gösterdi…

Bu defa ise, “bildiğim şeytan bilmediğim şeytandan iyidir” diyerek oy kullanırsa şaşırmam...


© Nefes