Film değil bir devrin vedası...
Ayla Hacıoğulları ile Vilmer Özçınar’ın senaryosunu yazdığı, Levent Onan’ın, Çağan Irmak tadında yönettiği “Son Akşam Yemeği” filmini de yine, Sevgilimle izledik…
Filmin sonuna doğru, Büyük Önder (Henüz Atatürk değilken) Mustafa Kemal ile Ahir Usta arasında geçen ve siyasetten çok, zamanın kendisiyle yapılan bir muhasebeyi anlatan konuşmayı dinlerken, ikimiz de ağlıyorduk...
Oscar’ı hak edecek kadar değerli bir oyun ortaya koyan Engin Şenkan’ın canlandırdığı Ahir Usta karakteri bana göre filmde yalnızca bir aşçı değil... Yüzyılların birikimini, Osmanlı’nın hafızasını, gelenekleri, alışkanlıkları ve insanların değişim karşısındaki doğal tedirginliğini ve geçmişi temsil ediyor...
Torunu küçük Elif ise tam tersi... Elif, henüz şekillenmemiş gelecektir…
Cumhuriyet’in okullarında okuyacak, kadınların seçme ve seçilme hakkını doğal kabul edecek, bilimle büyüyecek kuşakların sembolü…
Sürekli devrim, sürekli değişim, sürekli gelişim...
Kimileriniz haklı olarak, “Ya Mustafa Kemal… O, neyi temsil ediyor?” diye sorabilirsiniz…
O, tarihin gelmiş geçmiş en büyük insanı ise “şimdi” idi… Yani, o günü, o anı temsil ediyordu…
Bu nedenledir ki ben Mustafa Kemal ile Ahir Usta’nın diyaloğunu, bir siyasi tartışma olarak........
