Bu bir “taraf tutma” yazısı değil... Bu bir matematik yazısı...
Ey CHP yöneticileri ve yazarları!.. AKP’nin yıprandığını söylüyorsunuz…
Yanlış mı?.. Tabii ki doğru ama seçimler, rakibin zayıflığıyla değil, sizin büyüklüğünüzle kazanılır...
Cumhurbaşkanlığı sistemi basit: %50+1…
Yani %35 alkıştır, ama seçim kazanmaya yetmez…
O halde şu soruma cevap verin: CHP %35 ise, o 16 puan nereden ve nasıl gelecek?..
Amman ha!.. Hemen öfkelenmeyin, gerçekçi bir cevap verin…
Hem lütfen kabul edin ki bunu sormak ihanet değil ama...
Bunu sormamak sorumsuzluk…
Türkiye’de kabaca üç seçmen bloğu olduğunu siz de biliyorsunuz…
Birinci blok, ideolojik seçmen ki sadakat birinci vazifeleridir…
İkinci blok, ağzınızla kuş tutsanız, “Aaaa, ağzına kuş kaçtı” diyecek negatif kimlikli seçmen…
Ve… Geçişken, yani kararsız seçmen, ya da seçim sonuçlarını belirleyen seçmen… %51; kemik seçmenle değil, geçişken seçmenle bulunur…
Geçişken seçmen kim?..
Kavga değil güven arayan… Kimlik değil refah isteyen seçmen…
Bu seçmen bağıran değil, sakin görünen tarafa yönelir… Aynaya bakarak cevap verin: siz, bu seçmeni ikna edecek ne yapıyorsunuz?..
Anahtar kelime: Hukuk...
Hem yönetim hem de kemikleşmiş seçmenleriniz, sizi eleştiren destekçilerinize tahammül edemiyorsunuz… Kararsız seçmene nasıl tahammül edeceksiniz?..
Sosyal medya dili sertleşti… Hakaret normalleşti… Etiket yapıştırmak kolaylaştı ama; iktidar olmak demek, kendi mahalleni coşturmak değil, karşı mahallede korku üretmemektir…
Türkiye’nin seçim kazanma tarihi, merkez sağdan seçmen koparmadan iktidar olunamayacağını gösteriyor...
Peki siz gerek yönetiminiz gerek medyanız ve gerekse de ideolojik seçmenlerinizle; muhafazakâr seçmene:
Yaşam tarzına dokunmayacağınız, ekonomik gerçekçiliklerle kavga etmeyeceğiniz, küresel ekonominin şartlarına ve evrensel hukuka uygun icraat yapacağınız konusunda, ikna edici teminatlar gösterebilecek misiniz?..
Unutmayın, güven üretmeden oy alanı genişlemez…
Kürt milliyetçisi seçmenle, Türk milliyetçisi seçmen arasındaki dengeyi nasıl kuracaksınız?..
Türkiye’de iktidar olabilmek için iki uç arasında sıkışmamanın şart olduğunu benden daha iyi bilirsiniz…
Demek istemem o ki; CHP, Kürt seçmeni kaybetmeden, milliyetçi seçmeni ürkütmeden, denge kurmak zorunda...
Bu zor ama imkânsız değil… Anahtar kelime ise: Hukuk...
Peki, ideolojik seçmeninizi; kimlik değil, hukuk üzerinden konuşmanız gerektiğine nasıl ikna edeceksiniz…
Ve ey sevgili CHP’liler!..
Altılı Masa süreci bir travma yarattı ama buna rağmen ikinci turda %48’i yakaladı…
Deyin ki 28 Mayıs 2023’te, sizin kemikleşmiş oyunuzun üzerindeki %23, cumhur ittifakı dışında kalan seçmenlerden geldi…
Ve bugün o seçmen altılı masa travmasını unuttu…
Ama aynı seçmen bu defa da: “Bu CHP’li adayın seçilmesine destek olursak, bizimkilerle birlikte ülkeyi yönetebilir mi?.. Seçimi kazandıktan sonra 2023’te olduğu gibi ya bizi yine aşağılamaya başlarlarsa” diye sormayacaklar mı?..
Yani canım CHP’lilerim, görüntü sürekli kavga görüntüsü değil istikrar olmalı…
Sözümün özü sevgili CHP’liler…
Ben düşmanınız değil, iyi bir şeyler yaptığınızda alkışlamak için en önde koşanlardanım ama…
Sizin genlerinizde sadece alkış istemek olduğu için, eleştirenlerden, yol gösterenlerden nefret ediyorsunuz…
