Bir kış turizmi mucizesi: KARS
Günlerden 14 Aralık 1989’du.
Cebeci’deki Atatürk Öğrenci Yurdu’ndan çıkıp yürümeye başladım. Tarihi Konservatuar binasından sola döndüm.
200 metre ötedeki PTT Cebeci şubesinden, Siirt Baykan’da öğretmen olan amcamın harçlık yapmam için gönderdiği parayı çekeceğim için mutluydum.
Demiryolunun üzerinden geçen köprünün başındaki büfenin önünde, içinde “Kars” geçen o gazete başlığını gördüm. “50 milyarı olan Kars’ı alabilir/ SATILIK ŞEHİR” yazıyordu.
Benim için şok edici bir haberdi.
Daha Sovyetler dağılmamıştı ve Kars hâlâ hem Türkiye’nin hem NATO’nun “serhat” şehriydi.
Sol tarafta Şaban Gökçe isimli vatandaşın evini satacağına dair sözleri ve satış ilanının bulunduğu tabelayı gösterirken çekilmiş fotoğrafı vardı.
Ortada bir küçük ortaokul öğrencisinin gösterdiği, büyük bir alanı dolduran “satılık” ilanlarının fotoğrafı.
En sağda ise eviyle içi dolu dükkanını 10 milyona satılığa çıkardığını söyleyen Engin Okulmuş’un fotoğrafı var.
Habere göre, son iki yılda şehrin nüfusu 15 bin kişi düşmüş. Dönemin Belediye Başkanı Selahattin Filtekin, Sovyet kapısının açılmamasından şikayetçi. Bir de kazançlarını şehirde tutmayan hemşerilerinden.
Vatandaşların hedefinde ise kente hiçbir yapmayan devlet var.
Günlerden 14 Şubat 2026’ydı.
Kars Havaalanından Kar’s Otel’e doğru araçla giderken, navigasyon cihazında o sırada trafiği en sakin görünen Selahattin Filtekin Caddesi’nden geçiyorduk. (1989’da Milliyet’te yayınlanmış o sürmanşet haberde görüşleri yayınlanan Filtekin, 1984-1994 arası Kars Belediye Başkanlığı yapmıştı. MHP’li Başkan Ötüken Senger’in bir caddeye iki yıl önce kaybettiğimiz SHP’li Başkan Filtekin’in ismini vermiş olması çok hoşuma gitti.)
Ancak o caddede, özellikle de Kars Çayı üzerinden geçen köprüde, aralarında manevra yapmak zorunda kaldığımız büyük çukurları da görmezden gelemedim.
Şehrin içinde dolaşırken benzer durumun başka caddelerde olduğunu fark ettim.
Kars son yıllarda özellikle kış turizminin en çekici destinasyonlarından biri olmuş vaziyette.
Sarıkamış Kayak Merkezi ayrı güzel. (TV kanallarımız Ilgaz’daki küçücük kayak merkezinin dahi kar durumunu veriyor Sarıkamış’ınkini vermiyor. Meteoroloji, Erzurum’daki bir karış karı 180 cm gösterip Sarıkamış’ta bir metreyi bulan karı yokmuş gibi yansıtıyor. Erzurum uçak biletleri, Kars uçak biletlerinin neredeyse yarısı kadar. Buna rağmen Sarıkamış muhteşem güzellikleriyle yarıştan kopmuyor.)
1960 metredeki donmuş Çıldır Gölü insanlara ayrı bir deneyim sunuyor.
Ani Antik Kenti (iddia ediyorum) Efes Antik Kentiyle yarışacak kadar ihtişamlı.
2300 metredeki Boğatepe köyünde ya da Selim’de yöresel ürünlerle kahvaltı yapmanın keyfi bir başka.
Kars şehir merkezinde Rus işgali döneminde Baltık mimarisiyle yapılmış binaların arasında o geniş caddelerde dolaşmak ayrı güzel.
Birbirinden güzel sevimli butik otellerinde konaklamanın, akşamları iyi restoranlarda güzel yemekler yemenin, coşkulu Kafkas müzikleriyle doyasıya eğlenmenin, gecenin her saatinde sokaklarda dolaşıp o ayazı burnunuzda yanaklarınızda hissetmenin verdiği hazzı anlatmak için kelimeler yetmez.
Bu güzelliklerin keşfedilmesinden olsa gerek, insanlar akın akın Kars’a gidiyor. Uçaklarda, Doğu Ekspresi’nde yer bulmak zorlaşıyor.
Yollarda dolaşırken karşılaştığım yerli turistlere özellikle “memnun kaldınız mı” sorusunu soruyorum.
Neredeyse “Hayır” diyen çıkmıyor. Bazıları, biraz önce dikkat çektiğim yol çukurlarından şikâyet etse de çoğu “Şehrin güzelliği, insanının sıcaklığı yanında bu detaylar önemsiz” demeyi tercih ediyor.
Esnafın da birinci gündemi yollardaki çukurlar. Bir mandıracı AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın ile MHP’li Belediye Başkanı Ötüken Senger’in Facebook’taki atışmasını gösterdi.
Çalkın, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kendi sorumluluğu içindeki yollara yama asfalt yaparken çekilmiş fotoğraflarını paylaşarak iktidar propagandası yapmış. Çalkın’ın paylaşımı, bir süre önce bütçe fazlası verdiklerini açıklayan Senger’i zor durumda bırakmıştı. Çünkü insanlara “Bütçe fazlasını yollara harcasaydınız” deme fırsatı vermişti.
Senger ise mevsimin asfalt atmak için uygun olmadığına dikkat çekiyordu.
Kars’tan ayrılmadan Senger’i ziyaret ettim. Sohbetimizde şunu öğrendim:
Başkan önceliği borç batağındaki belediyeyi düze çıkarmaya vermiş ve bunu başarmış.
Bunu yaparken de belediyeyi hem araç gereç hem personel bakımından kendine yeter hale getirmeyi esas almış. Kentin altyapı ihtiyaçlarını karşılarken işi yüksek yüksek fiyatlarla ihale etmek yerine belediyenin araç gereciyle personeline yaptırmayı ve maliyetleri düşürmeyi tercih etmiş.
“Peki ya bu yollar ne olacak?” diye sordum ve şu yanıtı aldım:
“Bu yıl nihayet bütçemizi altyapı yatırımları yapacak hale getirdik ama mevsim asfalt dökmek, inşaat yapmak için uygun değil. Baharda hızlı bir şekilde bu işlere yoğunlaşacağız. Kendi asfalt dökme kapasitemizi yarattık ve yolları hem daha uzun ömürlü hem daha az maliyetli bir şekilde yapacağız.”
Bu sözlerinin takipçisi olacağım.
1989’da 50 milyar fiyat biçilen “Satılık Şehir” Kars, büyük olumsuzluklara rağmen yüzbinlerce turist ağırlayarak bir mucizeye imza atmış zaten.
Bir de altyapı sorunlarını aşarsa, sadece Türkiye’nin değil bölgenin en önemli turizm merkezi olabilir.
Benim hayalim Kars’ın da St. Petersburg, Helsinki, Kopenhag, Montreal gibi bir şehir olması.
Zor görünüyor ama mucize devam ederse neden olmasın?
