Ateş hattından geçtiler, 60 saatte İstanbul’a geldiler
“Hiç uyumadık. Yemedik, içmedik. 24 saat boyunca bomba imha sesleri, füze gürültüsü, bir yerlerde çıkan yangınlara şahitlik ettik. Camlar zangır zangır titriyordu. Gece sirenler çalıyor ve telefonlara uyarı geliyordu. Üst komşum dambılla çalışıyormuş, dambıl düşünce bomba sandım. Koşup kızıma sarıldım. Hedef olduk diye düşündüm. Buna hangi psikoloji dayanabilir.”
Sevda Yazar’ın kurduğu cümleleri, günlerdir naklen izlediğiniz saldırıları gözünüzün önüne getirerek okumanızı rica edeceğim.
Çünkü; o zaman gerçeği anlamak daha kolay olacak.
“İnsanlar bir sabah gözünü açtı ve yıllardır çok mutlu yaşadıkları ülkeye saldırılıyor. Okullar tatil edildi. İş yerleri uzaktan çalışmaya geçti. Can güvenliği için doğru bir adım fakat kapalı alanda bombalanma korkusu ve sürekli tepenizden uçan füzeler (imha edilse bile) tedirgin ediyor.”
Körfez ülkelerinde sıkışıp kalanların yaşadıkları tam olarak bunlar.
Önce; nasıl bir ateşin içinden çıktıklarını anlatan tabloyu çizelim.
Dönmeyi Düşünmüyorum Diyenler Şimdi Yollarda
Savaşta can kaybı da yaralı sayısı da artıyor.
Körfez’de mahsur kalanlar çözüm arayışında.
Havalimanları da hedefte.
Google Maps’ten açıp baktığınızda göreceksiniz, Doha Havalimanı merkeze uzak, ABD üssüne yakın.
Tam da bu nedenle uçuşa ilk kapanan noktalardan biri oldu.
Qatar Airways dün Riyad’dan sınırlı sayıda yardım uçuşu başlattı.
Almanya büyük bir tahliye hazırlığında.
Fransa’dan BAE’ye giden yardım uçağı ise bombardıman nedeniyle geri döndü.
Bu durum ve belirsizlik korkutuyor.
“Dönmeyi düşünmüyorum” diyenler fikrini değiştirdi.
Alternatif yol arayışı başladı.
“İtalya Tur Şirketleri ile Anlaştı Otobüs Kaldırıyor”
Onlar ve onlar gibi çalışan yabancılar çareyi nasıl buldu?
“Büyükelçilikler iletişim hesaplarından risk........
