menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İlber ve Bayram

28 0
19.03.2026

Onunla 1978 yılında aile ortamında düzenli olarak yapılan entelektüel toplantılarda tanıştık. Bizden birkaç yaş daha büyüktü ve bizden sadece bir iki yıl önce Amerika’dan dönmüştü. 1970 li yılların Amerika’sı onu pek etkilememişti. Sıkı bir Avrupacı, daha çok Teutonik, biraz da Fransız ekolüne mensup gibiydi.  Etrafına sevecen ama hep tepeden bakar hali vardı. Sanki herkesi, her zaman, bir konuda eleştirmeye hazırdı.  Ama özellikle entelektüel genç grupları bilge büyüklerle bir araya toplayan Tarık Zafer Tunaya’ya ve yetişmesine katkıda bulunan Halil İnalcık’a karşı çok saygılıydı. Bulunduğu her ortamda hararetli tartışmalara girer, yüzünden eksilmeyen gülümsemesi ve genç heyecanıyla bir şeyler aktarır ve gündemi oluşturan konulara mutlaka çeşitli katkılarda bulunurdu. Derbeder görünümüne rağmen disiplinliydi. Uçarı ve umursamaz tavırlarına rağmen muhafazakâr ve korumaya önem veren kişiliği, zaten belki onu tarih, tarih içinde siyasi tarih ve sanat tarihinin derinliklerine sokmuştu. O zaman henüz hepimiz çok gençtik. Ama o bekârdı ve bekârlığın verdiği özgürlükle daha da genç havalıydı.

Türkiye’nin yine çok zor ve çalkantılı yıllarıydı. Tunaya’nın Gümüşsuyu’ndaki evi, çoğu zaman kapalı olan üniversitelerin yerine akademik, yarı akademik ve güncel konuların görüşülüp değerlendirildiği bir ortam görevi ifa ediyordu. O ortamda aynı zamanda kalıcı dostluklar oluşuyor ve farkına varmadan değerli anılar birikiyordu. Toplantıların müdavimleri arasında rahmetli Reşat Kaynar, Erol Şadi, Aydın ve Rona Aybay Kardeşler, Mete Tuncay, Tarhan ve Gülsevil Erdem ve daha niceleri vardı. Biz Türkiye’ye minimini........

© Muhalif