Nazım Hikmet, tahliyeden sonra nasıl askere alınmak istendi?
13 yıllık mapusluk, deliksiz 10 yıl Bursa Hapishanesi ardından oğluna hamile olan Münevver’le birlikte yeni bir hayat kurmak üzeredir Nazım... Gerisine Vala Nureddin’in “Bu Dünyadan Nazım Geçti” eserinden bakalım.
“Kiralar pahalı geldi. Açlık grevi sırasında onca fedakarlıklara katlanmış anacığının Cevizlik’teki ahşap evinin bir katına taşınma karraı aldılar Nazım’la Münevver…
Münevver zevkli kadındır; basit eşyalarla, çevrelerle, tablolarla, kilimlerle o harap odaları o harap odaları sevimli hale getiriverdi. Ev işlerini birlikte birlikte görüyorlardı. Münevver hamile olduğundan ezilmeğe gelemezdi. Güç iş ne varsa Nazım yükleniyordu. Münevver de daktilo başında ona yardım ediyordu. Ziyaretlerine gittikçe kendilerini fazla tutmamak zorunda kalıyorduk. Bir kenarda kitap, dergi karıştırıyorduk.
Bir gün bizler yine bu hava içindeyken kapı çalındı. Münevver gitti baktı. Bozguna uğramış, yanımıza döndü. Fakat sesini son derece tatlılaştırarak; ‘Bir polis seninle konuşmak istiyor, Nazım’cığım,’ dedi.
Yüreğimiz burkulup kapıya gittik. Üniformalı, terbiyeli, biraz da mahcup genç bir memur koltuğundaki cüzdanan çıkarılmış bir kağıdı gösterdi:
‘Siz askerliğinizi yapmamışsınız, Nazım Bey. Birlikte şubeye gideceğiz. Belki de derhal sevk ederler. Onun için tedarikli çıkmanızı kardeşane tavsiye ederim.’
Hanımlar arkadan sokulmuş, merdivende konuşulanları dinlemişlerdi. Memuru bekletmediler. Münevver aceleyle bir paket hazırladı, verdi. Nazım da ona 100 lira bıraktı. Sarılıp vedalaştılar. Hesapta bir daha buluşmamak da vardı. (...)
Bana işler havale ediyor. ‘Peki Nazım. Yarın stüdyoya uğrarım, Nazım. Yazılarını götürürüm, Nazım. Telgrafları da çekerim, Nazım.’
‘Siz tabii Münevver’i...’ diyor. Münevver ve doğacak çocuğuyla ilgileneceğimizi söylüyorum. Bari bu yönden aklı arkada kalmasın diye uğraşıyorum.
Sonra bu tepeden inme askere çağrılış konusunu aramıza inceliyoruz. ‘Sen 1918’de, Heybeliada........
