menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karikatürdeki o adam, iade-i itibarı hak ediyor

40 0
21.03.2026

Yiğit özgür’ün tek karelik karikatüründe; kadın adama “Yanındaki kadın kimdi?” diye sorarken, adam kollarını pencereye doğru uzatarak, dışarıyı gösterip “Millet aç, aç!” diye tepki verir.

Uzun yıllardır bildiğim, yeri geldikçe sözünü ettiğim karikatüre konu olan pespayeliğin, daha güçlü bir anlatımı olamaz… diye düşünürdüm. Yanılmışım.

Çünkü o karikatürdeki pespayelik bile, bir noktada açıklama yapma ihtiyacı hissediyor. Soruyu duyuyor, cevap üretiyor; absürt de olsa bir bağ kurmaya çalışıyor.

Oysa “inkâr” refleksi başka bir şeydir. Orada artık açıklama yoktur, bağ yoktur, mantık yoktur. Soruya cevap verilmez, soru ortadan kaldırılmaya çalışılır. Gerçek tartışılmaz; başka bir şeye dönüştürülür..

Refik Erduran (31 Ağustos 2013) köşe yazısında, “Karın yatakta başka kadınla mı yakaladı? ‘Ne olduğundan hiç haberim yok’ diye dikileceksin. ‘Kocana tuzak kurmuşlar, içkisine hap atıp uyutmuşlar. Huysuzlanma!’ diyeceksin” deyip, Kemal Tahir’e atfedilen “İnkar, yiğidin kalesidir” sözünü hatırlatır. 

İşte bu yüzden inkâr, sadece bir kaçış değil, başlı başına bir stratejidir. Yakalanmış olmanın yarattığı rahatsızlığı gidermek için değil, o rahatsızlığın varlığını bile inkâr etmek için devreye girer. Ve bu refleks, en çıplak hâliyle, Erduran’ın yazısındaki, aldatmayı içselleştirmiş o tipte görülür.

Onun refleksi bambaşkadır. Yakalandığında duraksamaz; daha utanmaz, daha rezil bir özgüvenle inkâr eder, küçümser, durumu kontrol altına almaya çalışır. Çünkü onun meselesi doğruyla yanlış değil, yakalanmış olmanın yarattığı konfor kaybıdır. Onun için inkâr, bir çıkış yolu değil, zaten en baştan kurulmuş bir savunma hattıdır.

Siyasette de tablo farklı değil; yakalanan aktörün ilk refleksi çoğu zaman gerçeği açıklamak değil, inkâr ederek pozisyonunu korumaktır.

Bakın karikatürdeki o adama; yakalanmışlığın o en........

© Muhalif