Türkiye’de gazetecinin kaderi
Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba. Bu yazımda sizlere Türkiye’de gazetecinin kaderinin yüz küsur yıldır nasıl değişmediğini, iktidara yakın iş insanları ve güç odaklarının ne kadar yolsuzluk ve pisliğe bulaşmış olsalar da paçayı kurtarabildiklerini ama olanın basın mensubuna olduğunu somut örneğiyle anlatmaya çalışacağım.
Zaman dilimi 1920’lerin sonu, 1930’ların başı. Türkiye’de demokrasiye geçiş denemelerinin başladığı dönem. CHP yani tek parti iktidarına son vermek için Fethi Okyar liderliğinde Serbest Fırka kurulmuştur. İnönü muhalifi bir grup gazeteci, Serbest Fırka’yı desteklemek amacıyla 27 Temmuz 1930 tarihinde Son Posta gazetesini yayın hayatına geçirirler. Son Posta’nın kurucu ortakları gazeteci babam Selim Ragıp Emeç, gazeteci Zekeriya Sertel, gazeteci Ekrem Uşaklıgil ve gazeteci Halil Lütfü Dördüncü’dür. Son Posta İstanbul basınına fırtına gibi dalmış, İnönü Hükümeti’ni eleştiren haberleriyle Ankara’yı sallamaya başlamıştır. Gazete, devlet destekli tekel niteliğindeki şirketlerin ve fabrikaların halkı sömürdüğünü, yönetimlerinde büyük yolsuzlukların döndüğünü savunmaktadır. Polis muhabirliğinden yetişen Selim Ragıp’ın (o yıllarda........
