Camın İçine Yazılan Gelecek
Günümüzde insanlık olarak eşi benzeri görülmemiş bir hızda veri üretiyoruz. Yapay zeka modelleri, yüksek çözünürlüklü videolar, nesnelerin interneti (IoT) derken, küresel veri hacmimiz devasa seviyelere ulaştı. Ancak ortada büyük bir ironi var: 3.000 yıl önceki Mezopotamya kil tabletlerini bugün hala okuyabiliyoruz, fakat dijital çağın tüm mirasını emanet ettiğimiz modern sabit disklerin (HDD) ömrü sadece 3 ila 7 yıl, manyetik bantların ise en fazla 30 yıl.
Eğer radikal bir adım atılmazsa, tarihin en çok veri üreten ama geleceğe en az iz bırakan nesli olma tehlikesiyle, yani "Dijital Karanlık Çağ" riskiyle karşı karşıyayız.
"Göç Koşu Bandı" ve Verinin Gizli Maliyeti
Şu anki çözümümüz oldukça ilkel ve yorucu. Sektör analistlerinin "göç koşu bandı" adını verdiği bu sistemde, veriler bozulmasın diye her beş ila on yılda bir eski disklerden veya bantlardan yenilerine kopyalanmak zorunda. Bu sonu gelmeyen kopyalama döngüsü sadece muazzam bir iş gücü gerektirmekle kalmıyor, aynı zamanda devasa bir elektrik tüketimine ve elektronik atık (e-atık) sorununa yol açıyor. Örneğin, 100 petabaytlık bir veriyi sabit........
