menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MESCİD-İ AKSA SANATLA YAŞATILIYOR

22 0
23.03.2026

MESCİD-İ AKSA SANATLA YAŞATILIYOR

El Yapımı Kağıtlarda Bin Yıllık Hafıza

Düzce Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yusuf Parlak, İsrail tarafından ibadete kapalı tutulan Mescid-i Aksa’yı gündemde tutmak amacıyla anlamlı bir çalışmaya imza attı. Parlak, tamamen doğal yöntemlerle üretilen el yapımı kağıtlar üzerine gravür baskı tekniğiyle Mescid-i Aksa tasvirleri hazırlıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına sahip olan Parlak, pamuk, keten, kendir ve kenevir gibi lifli bitkilerden kimyasal kullanmadan elde ettiği kağıtların bin yılı aşkın ömre sahip olduğunu belirtiyor. Bu özel kağıtlar üzerine işlenen eserler, sadece sanatsal değil aynı zamanda kültürel bir miras niteliği taşıyor.

“Aksa’nın Görünürlüğünü Artırmak İstiyoruz”

Parlak, çalışmasının temel amacını şu sözlerle ifade ediyor:“Mescid-i Aksa bizim için çok kıymetli, ilk kıblemiz. Onun görünürlüğünü yok etmek isteyenler oldukça biz daha fazla görünür kılmak istiyoruz.”

Ahşap kalıplar üzerine oyularak hazırlanan gravürler, özel boyalarla kağıtlara basılıyor. Kubbetüs Sahra’nın kubbe kısmında ise 24 ayar altın kullanılarak esere ayrı bir değer katılıyor. Bu yöntemle hazırlanan eserlerin, yüzyıllar boyunca varlığını sürdürebileceği ifade ediliyor.

Gelecek Nesillere Bir Miras

Parlak’a göre bu çalışmalar yalnızca bir sanat faaliyeti değil, aynı zamanda bir bilinç oluşturma çabası. “Kağıtlarımız nasıl bin yıl dayanıyorsa, Mescid-i Aksa da bu eserlerle gelecek nesillere aktarılacak” diyen Parlak, kalıcı eserlerle Aksa’nın hafızasını diri tutmayı hedefliyor.

Sanat, bir milletin süsü değildir; omurgasıdır.Bir toplumun neye inandığını, neyi kutsal bildiğini, neyi kaybetmek istemediğini en açık şekilde sanat anlatır.

Eğer sanat, sadece estetik bir uğraşa indirgenirse, ruhunu kaybeder.Ama sanat, bir davanın taşıyıcısı olduğunda…İşte o zaman eser olmaktan çıkar, şahitliğe dönüşür.

Bugün Mescid-i Aksa’nın el yapımı kağıtlara işlenmesi, sıradan bir sanat faaliyeti değildir.Bu, unutturulmak istenene karşı bir hafıza inşasıdır.Bu, görünmez kılınmak istenene karşı bir varlık ilanıdır.

Çünkü bazı mekânlar vardır;Onları koruyamazsanız, önce hafızadan silinir…Sonra hayattan.

Sanat burada devreye girer.Sessizdir ama etkilidir.Konuşmaz ama unutturmaz.

Ve şunu açıkça söylemek gerekir:Eğer bir toplum, kutsallarını sanatıyla koruyamıyorsa…Zamanla onları tamamen kaybeder.

İşte bu yüzden bu çalışma bir sanat değil;bir direniştir.


© Mir'at Haber