menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

FİKRİYE HANIM’IN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ: ÜÇ FARKLI SENARYONUN IŞIĞINDA BİR BİYOGRAFİNİN GİZEMLİ ANATOMİSİ (2)

22 0
29.08.2026

FİKRİYE HANIM’IN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ: ÜÇ FARKLI SENARYONUN IŞIĞINDA BİR BİYOGRAFİNİN GİZEMLİ ANATOMİSİ (2)

Prof. Dr. Ali Seyyar’ın “Gazi ve Fikriye: Bir Biyografinin Gizemli Anatomisi” başlıklı kıymetli araştırmasında etraflıca ele aldığı üzere; Fikriye Hanım’ın ölümü, Cumhuriyet tarihinin en mahrem, en hüzünlü ve ne yazık ki en karanlıkta bırakılmış “soğuk vakalarından” biridir. On yıllardır derin bir sessizliğe terk edilen bu dosya; resmî anlatının aşılmaz duvarları, dönemin tanıklarının örtülü suskunluğu ve arşivlerin sakıncalı görülerek saklanan kısımları arasında sıkışıp kalmıştır. Bir sosyal siyaset tarihçisi olan Ali Seyyar’ın gözüyle bakıldığında vazifemiz; sadece mevcut kısıtlı belgeleri sıralamak değil, “olanın” ne olduğunu tam manasıyla kavrayabilmek için “olabilecek olanın” yani “olması gerekenin” de izini sürmektir.

Fikriye Hanım’ın trajik sonuna ve ölümünün ardından yaşananlara dair tarih aynasında karşımıza Ali Seyyar’ın geliştirdiği üç farklı senaryo çıkmaktadır. Bu senaryolardan ilk ikisi kadirşinaslık ve hukuk devleti ilkeleri üzerine inşa edilmiş birer “idealizasyon/hayalî kurgu” niteliğindedir. Bu ilk iki modelleme, bir devletin kendi tarihine, vefasına ve insan unsuruna karşı takınabileceği “şefkatli” ve “âdil” tutumun sınırlarını çizer. Onları okumak, aslında bugün elimizde var olan tarihsel tablonun ne denli büyük bir boşluk ve vicdanî kriz içerdiğini anlamak açısından elzemdir. Üçüncü senaryo ise arşiv kayıtlarının satır aralarından, dönemin siyasî aktörlerinin (Zevatın) hareket tarzından ve İttihatçı/Jakoben geleneklerin kriz anlarındaki pratik reflekslerinden süzülerek oluşturulmuş “gerçekliğe en yakın modelleme”dir.

Resim: 21 Mayıs 1924 sabahının aydınlığına inat, Çankaya’nın tozlu yollarından yukarı tırmanan bir fayton, Türk siyasî tarihinin en trajik “yüzleşmelerinden” birine şahitlik etmiştir. Görsel rekonstrüksiyonda, o dönem henüz “Pembe Köşk” inşa edilmediği için, Atatürk’ün ikamet ettiği asmalarla çevrili, iki katlı mütevazı Bağ Evi ve faytonda bekleyen Fikriye Hanım görülmektedir.

Şefkatli Veda ve Hukukun Üstünlüğü: İdealize Edilmiş İki Hayalî Senaryo

İdealize edilmiş birinci kurguda devlet, “tasfiye” ve “komitacılık” kavramlarını lügatinden çıkarmış; kendi insanına sahip çıkan kadirşinas bir iradeye dönüşmüştür. Fikriye Hanım’ın kaza veya intihar teşebbüsü neticesinde ağır yaralı hâlde Ankara Memleket Hastanesine getirildiği haberini alan Gazi, tüm devlet işlerini bir kenara bırakarak, Çankaya Köşkü’nün koridorlarında o vicdanî talimatı verir: “Başhekime........

© Mir'at Haber