İNSANI VE SOSYAL İLİMLERİ YENİDEN ANLAMAK
İNSANI VE SOSYAL İLİMLERİ YENİDEN ANLAMAK
Günümüzde insanın sosyal ve psikolojik problemleri artmış ve neredeyse çözülemeyecek noktaya ulaşmıştır. Bazı sosyal bilimciler, psikolog ve sosyologlar tarafından, insanın normal hayat şartları içinde bu sıkıntılara düştüğünü iddia etmektedirler. Fakat konu, bu kadar basit olmayıp, insan tutumlarının tarihi ve kültürel şartlar çerçevesinde yanlış veya eksik değerlendirmeler ile bu duruma geldiği tezinin, gündeme taşınması gerektiğini düşündürüyor.
İnsanın Niteliği ve Amacı Nedir
İnsan, ilahi dinlerin bilgisi ile “yaratılmışların en mükemmeli”dir. Batılı sosyal bilimlere göre ise insan, duygu, düşünce ve fiziki özelliklere sahip bir varlıktır. Birinci açıklamada, insanın mükemmel yaratılışının, onun görev ve sorumlulukları sebebiyle olduğu anlatılırken, Batılı Sosyal Bilimler, insanı keşfetmeye ve onun çeşitli özelliklerini tahlil etmeye çalışarak ve ona, kendilerine göre yeni bir rol ve statü vermeye çalışmışlardır. Her sanatkarın, olaylara kendi anlayış ve duyguları ile bakması gibi, Batılı sosyal bilimciler de, kendi anlayış ve düşünce şartları içinde insanı belli bir statü ve kimlik için açıklamaya çalışmışlardır Bu doğrultuda da, insanın belli özelliklerini ön plana çıkararak, onu ifade edip, insanı psikoloji, sosyoloji, iktisat, fizik ve tarih gibi belli kriterler ile değerlendirmişlerdir.
Sosyal ilimler, yıllardan beri sadece felsefe, psikoloji, sosyoloji, iktisat ve hukuk gibi beşeri ilim dalları ile insanı ele alıp, onun düşünce, hareket ve ilişkileri üzerinde çalışma yapmalarına rağmen, toplumlarda huzur, birlik ve düzen faktörünü gerektiği gibi çözümleme imkanına erişememiş ve sosyal problemleri toplumun benimsediği ve anladığı bir noktaya ulaştıramamışlardır.
Bu durum, bana göre insanı tanıma ve anlama noktasında, birçok bilim dalı........
