BİRLEŞTİREN OKUMALAR
İnsanlık bölünmeye, ayrışmaya yatkın. Örneğin Endonezya’nın doğusunda yer alan ikiye bölünmüş Papua adasında, birbirinden çok uzak, yüzlerce dil ailesi dahilinde 700 (yazıyla yedi yüz) farklı dil konuşulmakta. Bunların hiçbiri onda birlik oranın üzerinde değil. Adada yüzlerce kültür, inanış, yaşam biçimi var. Yanıbaşımızdaki Kuzey Kafkaslar’da her dağın ayrı dili var. Sadece Dağıstan bölgesindeyse birbirine benzemeyen otuza yakın dil konuşulmakta. Tarihte Urartular gibi medeniyetlerin çıkıp geldiği, yetenekli, güzel insanların yaşadığı bu yerlerde, Kartvelyen halklar bir yana konursa uzun ömürlü ortak bir devlet oluşmamış.
Ancak onun hemen ötesinde, kuzeyde İskit, Hun ve Türklerin kullandığı Mançurya-Macaristan ‘Bozkır Otoyolu’nda’ sayısız imparatorluk meydana geldi. Bunlar kendi yazıları, sistemleri, yönetim biçimleriyle tarihte ağırlıklı rol oynadılar. Batılıların dizginlerini tuttuğu tarih ilminde, okul tarih kitaplarında yazanın çok ötesinde etkileri oldu. Bunlara eski devirdeki gibi Türkler dememek için (mesela İbn Haldun “Fin Türkleri” diye yazmış) son dönemde Transavrasyalılar diyorlar. İçinde Finliler, Macarlar, Sibirya halkları, Moğollar, Mançular, Tunguzlar, Koreliler, Japonlar var. Dil özelliklerine bakarak Dravid, Etrüsk, Minoa, Sümer, Baskları sokmaya çalışanlar da var. Türkçenin bu denli yayılma nedeni olarak eski çağlardaki hem ortak kurultay dili hem de ortak ticaret dili olarak kullanılmasını görüyorum.
Dolayısıyla zengin bir ortak dil birlik beraberlik için çok önemli. İslam aleminde de uzun süre Arapça ilim ve ibadet dili, Farsça edebiyat ve ticaret dili, Türkçe yönetim ve askerlik dili olarak kullanıldı. Svahili dili, sömürü öncesi Doğu ve Orta Afrika’ya İslami zeminde barış ve refah getirdi.
Dillerin, yaşam biçiminin, kültürün ögrenilmesinde destanların büyük önemi oldu. Destan okumaları, bir köyde, bir yerleşimde halkın gece toplanıp dinlediği, melodili, kolay akılda kalır, bol betimlemeli, sonunda inanış ve yaşam biçimini değiştirmeyi, toplulukları eğlendirerek bütünleştirmeyi sağlayan tarih boyu kullanılmış araçlar. İnanış ve yaşam biçimi din demek. Yakın Doğu’da, Balkanlar’da, Anadolu’da, din de ulus demek.
Akademik olarak adına Mikenler denen Akalar 3500 yıl önce bugünkü Yunanistan’a geldi. Pelasg dedikleri balıkçı ve tüccar bir halkla burada karıştı. Akaların geldiklerinde ne dil konuştuğunu bilmiyoruz. Lineer-B yazıtlar bugünkü Yunancayı andıran bir dilde ancak bu dilin onların katipliğini yapan Pelasgların olduğunu düşünüyorum. Yunanlıların orijini kabul edilen Akalar, yerel beylere qa-si-re-u kazar, önemli liderlere wa-na-ka (son hece cinsiyet) han, diyorlardı. Efsanevi kurucu atalarının adı Ogygus. Bizdeki Oğuz gibi. İklim felaketinden sonra buralara gelmişler. Sonradan gelen yerleşimcilere Xelen diyorlar. Çok sonradan bu kavimlerinin adı olmuş. Efsanedeki kaçırılan gelinin de adı Xelen. Savaşçılar. Pratikler. Bana göre Akalar bizimkiler.
Sadece bana göre değil, en büyük bilim adamı kabul edilen Isaac Newton’un yegâne tarih kitabında da Eski Yunanlıların bu ataları “İskitler”. Akalar bir anda tarihe giriyorlar, Pelasgları hakimiyet altına alıyor, Minoalıları fethediyor, Anadolu’ya giriyor, onlardan Ahiyyava diye bahseden Hitit kaynaklarına göre Viluşa’ya yani Truva’ya saldırıyorlar, uzun süre kuşattıktan sonra başarısız oluyorlar. Truvalıların başına Frig kökenli bir aile atanmış. Adı da Aka efsanelerindekinin aynısı, Aleksandar. Sonrasında Bronz Çağı çöküyor. Hititler bitiyor. Akalar dağılıyor. Luviler bitiyor. Dünya ticareti, diplomasi donup kalıyor.
Yakın Doğu’yu toplayan, insanlığı yeniden ayağa kaldıran, yazıyı yeniden yaygınlaştıran, bugün beğenmediğimiz Suriyeliler. Fenikeliler Eski Suriye’nin Akdeniz kıyılarından çıkıp Akdeniz’deki en büyük ticaret imparatorluğunu, İspanya, Tunus, Cezayir, İtalya, Yunanistan, Anadolu, Karadeniz kıyılarında şehirler kuruyorlar. Akdeniz’de inciri ve zeytini yayıyorlar. Atina yerinde bir yerleşim vardı ama incirden zeytinden sorumlu Atina ilahesiyle özdeşleşen bu eski tarımsal araştırma yerleşkesinin eski adı incir ve zeytinden almış olabilir. Fenike dili Arapçanın kuzeni.
Bugün Uzak Doğu hariç bütün alfabeler bu eski Suriyelilerden gelme. Etrüsk, Latin, Yunan, Arap, İbrani, Arami, Eski İran, Ermeni, Gürcü, Hint Devanagari, Tibet, Moğol alfabeleri Fenike alfabesinden. Kuran-ı Kerim’de kullanılan Arap harfleri de Ahd-i Atik’teki İbrani harfleri de Ahd-i Cedid deki Rumca harfler de Fenike alfabesinin türevleri. Kartaca dediğimiz Fenike. Yunan felsefesi ve bilimi dediğimiz de........
