menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MEDYA VE KÖTÜLÜĞÜ TEŞHİR ETME SORUNU

38 23
07.02.2026

MEDYA VE KÖTÜLÜĞÜ TEŞHİR ETME SORUNU

Sanıyorum 1969 yılının ilkbaharıydı. Bir gazetenin foto muhabirliğinden emekli olduktan sonra İstanbul Küçük Mustafa Paşa’da bir fotoğraf stüdyosu açan Mehmet amcam, ziyaretine gittiğim bir gün bana, “Seni biriyle tanıştıracağım” dedi. Dolmuşla Eminönü’ne, oradan da Cağaloğlu’ndaki Son Havadis Gazetesi’ne geldik. Binaya girdikten sonra kapısında Tahir Kutsi Makal yazan bir odadan içeri girdik. O zaman beni kiminle tanıştıracağını öğrenmiş oldum. Hâl hatır, hoş peşten sonra Mehmet amca, “Bu benim yeğenim, Yüksek İslam Enstitüsü’nde okuyor ve aynı zamanda “Tohum Dergisi”nde de çalışıyor” dedi.

Bu söz üzerine Tahir Bey’in beni baştan aşağı süzdüğünü fark ettim. Bana dönerek “Delikanlı haber nedir, Ne değildir?” diye bir soru yöneltti. Böyle bir soru beklemiyordum, ilk anda şaşırdım, sonra kendimi toplayarak “Ben gazetecilik okulunda okumuyorum, bu nedenle de sorunuza doğru cevap veremem” dedim. Tahir Bey, bunun üzerine “O halde gazeteciliğin ilk dersini benden al. “Bir köpek bir adamı ısırırsa bu haber olmaz; ama bir adam bir köpeği ısırırsa bu haber olur.” dedi.

O zaman bu sözün ne anlama geldiğini, tam olarak anlayamamış olacağım ki seneler sonra yazılı ve görsel basında, iyiliğin, güzelliğin ve dürüstlüğün değil de daha çok kavga, şiddet, cinayet, tecavüz ve teşhircilik gibi insanın içini karartan haberlerin, yer aldığını görünce bu sözün ne kadar da doğru olduğunu anladım. Nitekim medyada haber olarak iyiliklerin ve güzelliklerin değil de daha çok kötülüklerin ve çirkefliklerin yer alması, “Üzüm üzüme baka baka kararır” misali fert ve toplumu derinden etkilediği görülüyor. Özellikle günümüzde gençler başta olmak üzere pek çok insanın, rol model olarak gördüğü kişilerin davranışlarını benimsemede ve taklit etmede bir sakınca görmediği müşahede ediliyor.

Dolayısıyla yazılı ve görsel medyada insanları olumsuz yönde etkileyecek kötü örneklerin değil de olumlu yönde etkileyecek iyi örneklerin yer alması, bireysel ve toplumsal ahlakın inşası açısından büyük önem arz etmektedir. Zira medya, neyin “normal”, neyin “değerli” olduğuna dair insanları derinden etkilemekte ve sürekli şiddet, yolsuzluk ve ahlâkî çöküş haberlerine maruz kalan insanlar, dünyayı olduğundan daha karanlık algılamaya başlamakta; “kötülük her yeri sardı” duygusuna kapılabilmektedir. Buna karşılık medyada yer alan olumlu davranışlar, ise “ben de yapabilirim” duygusunu beslemekte ve topluma sirayet ederek iyiliği özendirici bir etkiye sahip olmaktadır.

Bu nedenledir ki Kur’an, “Mü’minler arasında hayâsızlığın yayılmasını sevenler/arzu edenler var ya, onlar için dünyada ve ahirette acı verici bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”[1] Ayetiyle kötülüğün ve çirkefliğin yayılmasını yasaklamakta; buna karşılık “Herkesin yöneldiği bir yön vardır. O hâlde hayırlı işlerde birbirinizle yarışınız.” [2] ayetiyle de hayrın, iyiliğin ve güzelliğin yayılmasını istemektedir. Bu amaçla bize örnek olabilecek iki güzel davranıştan söz etmek istiyorum:

Birinci örnek: el-Cezire televizyonunun meşhur spikeri Cezayirli ünlü gazeteci Hatice Bin Ganna’ya ait bir hatıra:

“Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığım bir ziyaret sırasında, büyük bir alışveriş merkezlerinden birine........

© Mir'at Haber