menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AĞABEY ENVER BEY’İN KALEMİNDEN FİKRİYE’Yİ ÖLÜME GÖTÜREN DEZENFORMASYON OPERASYONU

49 0
30.08.2026

AĞABEY ENVER BEY’İN KALEMİNDEN FİKRİYE’Yİ ÖLÜME GÖTÜREN DEZENFORMASYON OPERASYONU: ARŞİV BELGELERİYLE GAZİ’YE İTİRAF DOLU BİR MEKTUP

Mirat-Haber yazarı araştırmacı Şaban Doğan beyefendinin İslâmbol Yayınlarından çıkan “Gazi ve Fikriye” (2026) kitabımızdan yola çıkarak, Fikriye Hanım’ın ölümü üzerine kaleme aldığı yazı dizisinden sonra, bizler de ilk kez arşiv kaynaklarından elde ettiğimiz sarsıcı bir belgeyi Mirat-Haber okurlarının takdirine sunuyoruz.

Paylaştığımız aşağıdaki belge, Fikriye Hanım’ın trajedisinin sadece bir “hastalık” ya da “siyasî tasfiye” değil; arka planı profesyonelce kurgulanmış bir “itibar suikastı”, “sosyal izolasyon” ve “aile içi parçalanma” operasyonu olduğunu belgelemektedir. Millî Mücadele’nin mahrem arşivinden gün yüzüne çıkardığımız 28 Ekim 1929 tarihli belge, Fikriye Hanım’ın ağabeyi Enver Bey tarafından Kadıköy’den Mustafa Kemal Paşa’ya “uzak ve unutulmuş bir akraba” imzasıyla gönderilen iki sayfalık sarsıcı bir nedamet metnidir. Mektubun Cumhuriyet Bayramı’ndan tam bir gün önce yazılmış olması son derece manidardır; Türkiye, bayram arifesindeyken Enver Bey, kendi içindeki “yas ve ihanet” ile hesaplaşmaktadır.

Belge: Fikriye Hanım’ın Abisi Enver Bey’in Kardeşi Hakkında Konuşulanların Etkisinde Kalarak, Gazi Mustafa Kemal’i Kırdığından Bahisle Özür ve Af Dileyen Mektubu (Kaynak: Cumhurbaşkanlık Arşivi-No: 01014926-119. Tarih: 28 Ekim 1929).

Belge Metni: Gazi Paşa’ya Yazılan Özür ve Af Mektubu

(1. Sayfa): “Huzur-ı Fehîmânelerine Hâdim-i Millet Gazi Paşam, Müddet-i medîdeden beri mübarek ellerinizi öpmek bendenize nasip olamadı. Esbabı ise muhterem bazı zevat tarafından nezd-i devletlerinde menfur bir şahsîyet addedildiğim kulunuza zımnen ara sıra ihsas edilmekte olduğundan kalben müteessir oluyor ve hâkipây-i samilerinize yüz sürmeye cesaret edemiyordum.

Bugüne kadar efendimiz hazretlerine ufak bir kusurda dahî bulunmadığımı kalbimde tasdik ederim. Şayet hemşirem müteveffa Fikriye ile bendeniz beyninde ufak bir iğbirar hasıl olmak dolayısıyla bir kusur etmiş olabilirim. Şurası var ki buna sâik yine pek yakın ve muhterem bazı akrabalarımızın müteveffa hemşirem hakkında uygunsuz sözler tasni ederek bendenizlerini iğfal etmiş olmalarından mütevellittir.

Efendimizin belki bu husustan dolayı kalb-i pâkinizi rencide etmiş bulundum. Hayatta bulunduğum müddetçe kalben muazzep olarak yaşayacağım. Çünkü karabetim olan zevat, hemşirem hakkında bendenizlerine tasni-i tezviratta bulunmamış olsalardı hemşirem belki berhayat kalacaktı. Çünkü nezd-i âcizîye gelecek ve kabul edecektim.

(2. Sayfa): Yalnız şunu itiraf ederim ki kalbimde şeytanet olmadığı için, böyle aslı esası olmayan bazı yakın akrabalarımın sözlerine kapılarak, iğfal edilmiş olduğumu anladım ve bu husustan dolayı pek büyük bir kusur işlemiş bulundum. Allah, kullarının kusurunu daima af etmekle büyüklüğünü ispat ettiği gibi efendimiz hazretleri de biz kullarının hamisi ve halâskârı olduğu cihetle kusurumun affını diler ve hasretle ellerinizden öperim efendim.

28/10/929 Kadıköy’ünde Osman Ağa mahallesinde Hasırcıbaşı sokağında 40 numrolu hanede. Uzak ve unutulmuş akrabanızdan: ENVER”

“Mektupta Geçen ‘Zevat’ Kavramı Kimleri İfade Etmektedir?”

Mektupta kullanılan........

© Mir'at Haber