menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AHİRET Mİ? MUTLAK ADALETİN TAA KENDİSİDİR

35 0
15.09.2026

AHİRET Mİ? MUTLAK ADALETİN TAA KENDİSİDİR

Ahirete iman, adalete imanımızın gereğidir. Ahiretin varlığının bir sebebi de gecikmiş ödül veya cezanın ifa ve infazı için adaletin gerçekleşme zorunluluğudur. İnsan adalete inanıyorsa, mantıken ahirete de inanmak zorundadır. Niçin? Çünkü gerçek ve mutlak adalet için bu dünya dardır, küçüktür, yetersizdir. Çıkarına, rantına ve menfaatine tutkun insanların ise akıl, irade ve vicdanının adalet ve merhamet söz konusu olduğunda iflas ettiğini hemen görebiliyoruz. Nitekim vahşi bir zalim ile barbar bir terör devleti, Gazze’de, Filistin’de, Irak’ta, Afganistan’da, Lübnan’da, Suriye’de olmadık işkenceler, akla gelmedik taciz ve tecavüzler ve bebek katliamına varan soykırım ve cinayetler işleyebiliyor ama, kimse bunların hesabını soramıyor veya işine öyle geldiği için sormuyor(!), haddini bildiremiyor veya bildirmiyor. İşte dünyaya dar gelen bu adalet mutlaka tecelli etmeli diyorsak, ahirete iman kaçınılmazdır, zorunludur, zaruridir. Zira her bilenin, her gücü yetenin üstünde bir bilen ve yeten, mutlak vardır; o da tek yaratıcı, yönetici ve MALİK-İ YEVMİ’D-DÎN/hesap gününün yegâne yargıcı Allah’tır. 

“… Zira her bilenin üstünde mutlak bir bilen vardır.” (Yusuf, 12/75) Yeryüzündeki tasarruflarını, dünyadaki kolları olan kulları eliyle gerçekleştiren yüce Allah, adaletin burada da tecellisini tüm insanlıktan ister ve emreder: “GERÇEK........

© Mir'at Haber