HAYIR VE ŞERRİN VARLIĞININ HİKMETİ
HAYIR VE ŞERRİN VARLIĞININ HİKMETİ
Âlemde hayrın yanında şerler de yaratılmaktadır. Hayrı da, şerri de yaratan Allah’tır. Bu inanış, Kadere İmanın bir parçasıdır. Ancak âlemde yaratılan hayırlar asıl, şerler ise fer’îdir. Hayırlar küllî, şerler cüz’îdir.
Şerrin yaratılması, “Her şey zıddıyla bilinir” kaidesiyle, hayrın hakikati ve güzelliği ortaya çıkması içindir. Meselâ hastalık olmasa, sıhhatin nasıl kıymetli bir nimet, büyük bir ganimet olduğu bilinemezdi. Karanlık olmasa, ışığın değeri anlaşılamazdı. Kötülük olmasa, iyiliğin fazilet ve üstünlüğü idrak edilemezdi.
Ayrıca şer ve hayır algısı, çoğu zaman insanın anlayışına ve bakış açısına göre de değişmektedir. İnsan bazı şeyleri kendisi için şer ve çirkin bulurken, aslında o şey onun hakkında tamamıyla hayırdır. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurur: “Olur ki, hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (2/Bakara: 216)
Fakat insanoğlu bencil ve görüntüye aldanan olduğu için, ilk bakışta kendi menfaatine aykırı bulduğu her hâdiseye şer hükmünü verebilmektedir. Bunu bir misalle açıklayalım: Mühim bir iş nedeniyle gideceği yere gitmek için uçak bileti alan bir adam, bineceği uçağı kaçırsa, bu ona büyük bir şer olarak gözükür. Çünkü menfaati zedelenmiş, dünyevî bir işi aksamıştır. Ancak daha sonra havada uçağın kaza yapıp düştüğünü farz edelim. Bu durum karşısında da, aynı insan, daha önce şer olarak kabul ettiği şeyin, aslında kendisi için ne kadar hayırlı olduğunu düşünmeye başlayacaktır.
Demek ki ilk bakışta insana şer gibi görünen pek çok hâdise, netice itibariyle iyi ve hayırlı olabilmektedir.
Şerrin, Allah’ın ilmi ve iradesi dışında meydana geldiğini ve Allah’ın şerleri yaratmadığını söylemek; Allah’ın İlim, İrade, Kudret ve Tekvin sıfatlarının bir sınırı olduğunu iddia etmek demektir. Bu ise, İlahlığın şanına bir noksanlık isnadı olduğu gibi,........
