TÜRKİYE’DE AİLEYİ GELECEĞE TAŞIYACAK BÜTÜNCÜL VE KALICI BİR DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI
TÜRKİYE’DE AİLEYİ GELECEĞE TAŞIYACAK BÜTÜNCÜL VE KALICI BİR DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI
Bilindiği gibi, aile:
-Bireysel kimlik ve kişilik gelişiminin ilk ve en önemli çekirdeğidir.
-Kültürel, ahlaki ve manevi değerlerin kuşaklar arası canlı bir şekilde aktarıldığı bir okuldur. Bireylerin psikolojik dayanıklılığının, ruh sağlığının ve duygusal güvenliğinin birincil kaynağı ve koruyucusudur.
2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesi, Türkiye’de aile kurumunun önemine dair toplumsal farkındalığı artırmak ve siyasi iradeyi harekete geçirmek açısından tarihî bir adım oldu. Ancak, seminerler, paneller, kamu spotları ve sembolik kampanyalarla başlayan bu dönemin ötesine geçmek zorundayız. Gerçek anlamda güçlü, dayanıklı ve mutlu aileler oluşturmak; ancak köklü, yapısal ve kalıcı dönüşümlere odaklanan bir yaklaşımla mümkündür.
“Aile Yılı” etkinlikleri, büyük ölçüde iletişim ve farkındalık oluşturdu. Başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversiteler olmak üzere resmî kurumlar “Aile Yılı”na sahip çıktı. Benzer şekilde bazı Sivil Toplum Kurumları da çalışmalar yaptılar. Elbette, “Aile Yılı”nda uzun yıllar içinde oluşmuş aile sorunlarımızı çözmemiz mümkün değildir. Ama bu çabamız sürmeli, çalışmalarımız aynı heyecan ve gayretle devam etmelidir.
Bakanlıklar, konunun çözümü ve kamuoyunda farkındalık oluşması için; ailelerin ekonomik sıkıntılarına somut destekler için uğraşıyorlar. Giderek ciddi boyutlara ulaşan, nüfus azalması, evliliklerin gecikmesi gibi sorunlar dile getiriliyor ve çözüm arayışı devam ediyor.
Yapılan çalışmaların daha köklü ve kalıcı olması için devlet ve toplum olarak aile sorununa el atmalı ve kalıcı ve köklü çalışmalar yapmalıyız. Bu çerçevede şunlar yapılabilir:
1. Politika ve Uygulamada Bütünlük ve Süreklilik
Aile Yılı”nın ruhu ve hedefleri, bir yıl ile sınırlı kalmayan, sürekli bir devlet politikası hâline getirilebilir. Bu doğrultuda, tüm bakanlıkların (Aile, Çalışma, Sağlık, Çevre, Şehircilik, Kültür vb.) eylem planlarında “aile odaklı bakış” esas alınabilir. Mevcut aile destek programlarının etki analizleri yapılarak, başarılı olan modeller yaygınlaştırılabilir ve bütçe güvenceleri artırılabilir.
2. Bilim, Araştırma ve Kurumsal Altyapının Güçlendirilmesi
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde kurulan Aile Enstitüsü; Bakanlığın diğer birimleri gibi idari yapılanmasının üstünde, üniversitelerle işbirliği içinde, Bakanlığa ve üniversitelere ve tüm topluma, bilimsel veriler üretmek ve politikalar geliştirmek üzere bağımsız ve güçlü idari ve mali bir yapıya kavuşturulabilir.
Aile Enstitüsü; kurumlar ve disiplinlerarası çalışarak, teori ile pratiği birleştiren bir köprü işlevi görmelidir. Enstitü öncülüğü ile üniversiteler bünyesinde, evlilik ve ebeveynlik ilişkilerinden dijitalleşmenin etkilerine, manevi boyuttan aile hukukuna kadar her yönüyle aile kurumunu merkeze alan, lisansüstü programlar açılarak, politika önerileri geliştirilebilir. Bu çerçevede, Batı menşeli aile modellerini olduğu gibi aktarmak yerine, Türkiye’nin kendine özgü sosyolojik gerçekliğini yansıtan model ihtiyacına cevap verilecek çalışmalar yapılabilir. Geniş aileden çekirdek aileye geçiş sürecindeki dinamikleri, güçlü akrabalık ve hemşehrilik bağlarını, dinî ve manevi referansların aile içi ilişkilere etkisini derinlemesine inceleyen, nitel ve nicel alan araştırmaları desteklenmeli ve bu araştırmalar politika........
