İSLAM’A YÖNELİK SİSTEMATİK KARALAMA STRATEJİSİ-ŞEYTAN SÖYLEM DEĞİŞTİRDİ
İSLAM’A YÖNELİK SİSTEMATİK KARALAMA STRATEJİSİ -ŞEYTAN SÖYLEM DEĞİŞTİRDİ
İslam, insanlığa adalet, eşitlik ve merhamet sunan; sömürü, zulüm ve haksızlığa karşı köklü bir alternatif olarak doğmuştur. Bu hakikati bilen ve İslam’ın etkisinden rahatsızlık duyan güçler, onu başlangıcından itibaren hedef almıştır. Hz. Muhammed (s.a.v) zamanında, dönemin iktidar sahipleri ve elitleri, peygamberlik mesajının yayılmasını engellemek için karalama kampanyaları ve kara propaganda yöntemlerine başvurmuşlardı. İlahi çağrının insanlara ulaşmasını önlemek amacıyla yalan haberler, uydurma söylentiler ve iftiralardan örülmüş bir ağ örmüşlerdi. Ancak İslam’ın hızla yayılması ve kitlelerin gönlünde kök salması, onların endişelerini daha da derinleştirdi.
Bu direnişin en çarpıcı örneklerinden biri, Velid bin Muğire’nin yaşadıklarıdır. Velid, bir gün Hz. Peygamber’i (s.a.v) dinleyerek Kur’an’dan ayetler işitti. Dinlediklerinden derinden etkilendi ve yüzündeki heyecanı gizleyemeden kavminin yanına döndü. Kureyş’in ileri gelenleri merakla sordu: “Ne diyorsun ey Velid?” O, şu unutulmaz sözleri sarf etti: “Vallahi, ben Muhammed’den ne insan sözüne ne de cin sözüne benzeyen bir söz işittim. O sözün bir tatlılığı, bir güzelliği var. Üstü meyve doludur, altı bereketlidir. O mutlaka üstün gelir; hiçbir şey ona üstün gelemez.”
Fakat bu samimi itiraf, Kureyş liderlerini tedirgin etti. Bunun üzerine Ebu Cehil devreye girerek Velid bin Muğire’yi etkiledi ve ona, “Şayet Müslüman olmadıysan kavmine bunu anlat,” dedi. Velid de hemen kavminin yanına giderek alternatif bir suçlama bulmaya çalıştı. Önce halkına Müslüman olmadığını söyledi ve ne yapılması gerektiğini sordu. Halkı, “Öyleyse ‘şairdir’ diyelim,” dedi. Velid itiraz etti: “Hayır! O şair değildir. Biz şiirin her türlüsünü biliriz. Vallahi onun sözleri şiire benzemez.” “O halde kâhindir,” dediler. Velid yine reddetti: “Kâhin de değildir. Onun sözleri kâhinlerin secili, bilmecemsi........
