KUR’AN’DA SEBÎLÜ’R-RÜŞD ve SEBÎLÜ’R-REŞÂD KAVRAMLARI
KUR’AN’DA SEBÎLÜ’R-RÜŞD ve SEBÎLÜ’R-REŞÂD KAVRAMLARI
Bunlar, ‘raşide’ fiilinin diğer masdarlarıdır ve doğru yolu bulup ona sülûk etme, girme anlamındadır.
Kur’an bunları doğru olan, en iyi olan, maksada en uygun olan ve iyilik manasında da kullanıyor.
Üç âyette geçen ‘reşed’ kelimesi Allah’a izâfe ediliyor:
Ashab-ı Kehf şöyle dua ettiler:
“Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da; “Rabbimiz bize katından bir rahmet ver ve işimizi en doğru olana (raşed’e) ulaştır.” (Kehf 18/10)
Bu dua ile onlar işlerinde başarılı olmayı dilediler.
“Herhangi bir şey için, Allah’ın dilemesi dışında: “Ben yarın onu yapacağım” deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: “Umulur ki, Rabbim beni doğruya (raşed’e) daha yakın olana eriştirir.” (Kehf 18/24)
“Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.
Bununla yeryüzündekilere kötülük mü (yapılmak) istendi, yoksa Rableri, onları en doğruya (raşed’e) iletmek mi diledi, bilmiyoruz?” (Cin 72/9-10)
‘Raşed’ şu âyetlerde; en doğru olan şey, hidâyet, hak yol, hidâyet yönünden ulaşılan başarı veya Allah (cc) yolunda girişilen çalışmanın hayırla sonuçlanmasıdır.
“De ki: Ben ancak Rabbime yalvarırım ve O’na kimseyi ortak koşmam. De ki: “Ben size zarar verme ve doğru yola (raşed’e) getirme gücüne de sahip değilim.” (Cin 72/20-21)
“(Cinler) “Gerçekten biz hidâyet rehberini (Kur’an’ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne hakkının eksik verilmesinden, ne de haksızlığa uğramaktan korkar.
İçimizden (Allah’a) teslim olanlar da yoldan sapanlar da var. (Allah’a) teslim olanlar, doğru yolu (raşed’i) arayıp (bulmuş olan)lardır.” dediler.” (Cin 72/14)
– Sebîlü’r-rüşd ve Sebîlü’r-reşâd
Sözlükte doğru yolu bulup ona girmek ve onda sebat etmek anlamındaki rüşd’ün ve reşâd’ın akıl ve ruh bakımından olgunlaşmak, iyi ve doğru olan şeyleri yapabilme olgunluğuna ulaşmak, doğru şey demek, er-Rüşd’ün de İslâm’ın, Sırat-ı müstakîm’in diğer adı olduğunu hatırlayalım.
Burada her ikisi de sebil’in/yol’un sıfatıdır.
Sebîl kelimesi yol anlamındadır ve hem sapık yollar, hem de doğru yol hakkında kullanılmaktadır. Yolun niteliği, kendisine eklenen takı veya sıfatlarla belirleniyor.
Kur’an’da doğru yol için «rüşd-reşâd, seviyy, müstakîm»; yanlış, sapık yollar için «ğayy, dalâll, ıvec» sıfatları kullanılıyor.
Kişi Allah’ın gösterdiği ‘rüşd’ yoluna girerse, yani İslâma ihlaslı bir şekilde bağlanıp gereğini yaparsa, Allah tarafından ‘sebilü’r-reşâd’a’ ulaştırılır.
İslâm aynı zamanda ‘rüşd’ yoludur (Sebilü’r-rüşd’tür). O, Allah’ın gösterdiği dosdoğru bir........
