İRŞAD MI, İFSAD MI?
İyiliğe Çağırmanın Usulü
İslâm’ın temel görevlerinden biri, iyiliğin yayılması ve kötülüğün önlenmesi için gayret etmektir. Kur’an-ı Kerîm’de ve Peygamber Efendimizin (s.a.s.) sünnetinde bu konuya önemli bir yer verilmiştir.
Yüce Allah şöyle buyurur:
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar; namazı kılar, zekâtı verir, Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Bu ayet bize şunu gösteriyor: Müslüman sadece kendi ibadetinden sorumlu değildir. Müminler birbirlerini de gözetmek, iyiliği hatırlatmak ve kötülükten sakındırmakla sorumludur.
Fakat burada çok önemli bir nokta vardır:
İyiliği emretmek, herkese tepeden bakmak; insanları azarlamak, küçük düşürmek veya kendi anlayışımızı zorla kabul ettirmek değildir.
İslâm’da iyiliğe çağırmanın da bir usulü vardır. Bilgi gerekir, hikmet gerekir, güzel söz gerekir, sabır gerekir. En önemlisi de samimiyet gerekir.
Yani mesele sadece “ne söylediğimiz” değil, “nasıl söylediğimizdir.”
Nitekim ilk dönem âlimlerinden Süfyân es-Sevrî, emr-i bi’l-ma‘rûf ve nehy-i ani’l-münker görevini yapacak kişide yumuşaklık, nezaket, adalet ve ilim bulunması gerektiğine dikkat çekmiştir.
İyiliğe Çağırmanın Amacı Nedir?
İyiliği emretmenin amacı, insanları küçük düşürmek veya kişinin kendisini dindar göstermek değildir.
Amaç; doğruyu hatırlatmak, iyiliğin yayılmasına yardımcı olmak, kötülüğün zararını azaltmak ve insanlara Allah’ın razı olacağı bir hayatı hatırlatmaktır.
Yüce Allah şöyle buyurur:
“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”
Dikkat edilirse ayette sadece “kötülüğü engelleyin” denilmiyor. Önce “hayra çağırın”, ardından “iyiliği emredin”, sonra da “kötülükten men edin” buyuruluyor.
Demek ki bizim görevimiz sadece insanların yanlışlarını bulup ortaya çıkarmak değildir.
İnsanlara iyiyi göstermek, doğruya yönlendirmek ve güzel bir örnek olmak da bu görevin önemli bir parçasıdır.
Bir insanın hatasını düzeltmeye çalışırken onu herkesin içinde küçük düşürüyorsak, hakaret ediyor veya kendimizi ondan üstün görüyorsak, irşad mı ediyoruz, yoksa ifsad mı ediyoruz, iyice düşünmemiz gerekir.
Çünkü iyilik adına kötülük yapılmaz.
Yanlış Üslup, Doğru Sözün Katilidir
İnsanları uyarmanın en önemli şartlarından biri de bilgidir.
Bir şeyin gerçekten haram, günah veya yanlış olup olmadığını bilmeden insanlara din adına müdahale etmek doğru değildir.
Bazen bizim yanlış zannettiğimiz bir mesele, aslında âlimlerin üzerinde farklı görüşler belirttiği bir konu olabilir.
Bu nedenle özellikle fıkhî meselelerde biraz dikkatli olmak gerekir.
Her duyduğumuzu “İslâm’ın kesin hükmü budur.” diye anlatmak doğru değildir.
İnsan önce bilmeli, sonra konuşmalıdır.
Bilmediğimiz konuda ise en güzel söz........
