İNSAN İÇİNDEKİ ENGELİ AŞTIĞINDA
İNSAN İÇİNDEKİ ENGELİ AŞTIĞINDA
İnsanın önündeki en büyük engel çoğu zaman dış dünyada değildir. Asıl engel insanın kendi içindedir. Kabulleri, vizyonsuzluğu, özgüvensizliği, cehaleti, korkuları ve şartlanmaları zamanla insanın ayağına dolanan zincirlere dönüşür. Çevrenin baskısı, toplumun beklentileri ve alışılmış düzenler insanın ufkunu daraltır. İnsan çoğu zaman bu sınırların gerçek olduğunu zanneder. Oysa çoğu sınır, insanın zihninde inşa ettiği duvarlardan ibarettir.
Kur’an’ın insana sunduğu bakış açısı ise bu dar bakışın çok ötesindedir. Kur’an’a göre insan sıradan bir varlık değildir. Allah insanı yeryüzünde sorumluluk taşıyan, irade sahibi ve potansiyel sahibi bir varlık olarak yaratmıştır. Kur’an bu gerçeği şöyle ifade eder:
“Biz insanı gerçekten en güzel biçimde yarattık.” (Tin, 95/4)
Bu ayet, insanın yaratılışındaki değeri ve potansiyeli ortaya koyar. İnsan zayıf bir varlık olarak değil, yeryüzünde hakikatin taşıyıcısı olabilecek bir varlık olarak yaratılmıştır. Bu nedenle Kur’an insanı edilgen bir varlık olmaya değil, sorumluluk almaya çağırır.
Allah’ın insan hakkında koyduğu en önemli ilkelerden biri de şudur:
“Allah hiçbir kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez.” (Bakara, 2/286)
Bu ayet insanın kapasitesini gösterir. İnsan çoğu zaman kendisini olduğundan daha küçük görür. Oysa Allah insanı yapamayacağı bir sorumlulukla yükümlü tutmaz. Demek ki insanın karşılaştığı zorluklar, aslında onun taşıyabileceği bir yükün parçasıdır.
Kur’an’ın ortaya koyduğu bir başka temel ilke ise değişimin insanın kendi iç dünyasında başladığıdır:
“Bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11)
Bu ayet insanlık tarihinin en büyük hakikatlerinden birini ortaya koyar. İnsan değişmeden dünya değişmez. İnsan korkularını aşmadan özgürleşemez. İnsan kendi........
