menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AHLÂKÎ İKTİSADIN GEREKLİLİĞİ VE ELEŞTİRİSİ

1 0
latest

AHLÂKÎ İKTİSADIN GEREKLİLİĞİ VE ELEŞTİRİSİ

Siyaset ve sosyolojideki “devrim”lere sebep olabilecek en önemli meselelerden biri, yaşanan iktisadî problemlerdir. İktisat dediğimiz mefhumun önemi, onun “insana göre kıymet hükmü”nün olmasından ileri gelmektedir. Halkımız arasında dilden dile yayılan “Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur!” sözü de bundan ötürüdür. Bunu, kişinin ihtiyaçlarının karşılanamaması sonucunda oluşan tatminsizlik durumu olarak ifade edebiliriz. Bu durum, ilkel toplumlarda fizyolojik tatminler etrafında kalır. Toplumlar geliştikçe veya değiştikçe, yeni alışkanlıklar ve gelenekler belirdikçe, bunlar kişinin vazgeçemeyeceği alışkanlıklar niteliğini kazandıkça “ihtiyaç” mânâsı daha geniş bir kapsama girer. İnsanın davranışlarında ve hareketlerinin oluş mekanizmasında bulunan ruh-nefs kutbu, siyasal sosyalizasyona karşı tutumu da ikiye ayırmaktadır.

Seçmen davranışını inceleyen en temel teorilerden biri, halkın iktidarın performansını kendi cüzdanına bakarak değerlendirdiğini ileri sürer. Buna “egosantrik” değerlendirme adı verilir ve bunun ruh-nefs kutbunda nefs tarafına oturtulması muhtemeldir. Özellikle dikkat edilmesi gereken sosyotropik yönde ise daha toplumsal bir muhalefete yön verebilecek değerlendirmeler mevcuttur. Egosantrik veya nefsanî bakış dediğimiz bu değerlendirmede, insan kendi yaşantısı esnasında yaptığı temel muhasebedeki birtakım terkip hataları veya yanlışlıklar vesilesiyle bir hataya düşebilir; ancak (nefs, ruhun bedene tecellisi olarak düşünüldüğünde) burada bir ruhun olduğunu, fakat pürüzlerin bulunduğunu söyleyebiliriz.

Sosyotropik kısım ise daha farklıdır. Bilhassa insan şuuru, gerçekliğin değişimine nispetle genişlediğinden, sosyotropik kısım içindeki çeşitli realiteleri, hatta her yönden yaşantı hakkında bilgi edinmeyi, iradî bir faaliyetle —fikir için metodoloji— idrak etmek gerekir. Evvela bunun imkânsızlığı, eşya ve hadiselerin her daim yenilik içinde oluşundan kaynaklanır. Eşya ve hadiselerin her an yeniliği içinde vuku bulan kemmiyet ve keyfiyet değişimi, insanın bütün davranışlarının belirli şekil, kalıp ve normlara uymayışını izah eder. Çünkü normlar birçok olayın gözden geçirilmesiyle elde edildiklerinden tek tek olayları temsil........

© Mir'at Haber