BİZE DAYATILAN VAHŞET MEDENİYETİNE KARŞI DİRENİŞİN SİYASETİ
BİZE DAYATILAN VAHŞET MEDENİYETİNE KARŞI DİRENİŞİN SİYASETİ
Modern dünyanın parıltılı ama acımasız yüzü, insanoğlunu vahşetten ibaret bir âleme dönüştürdü. Teknoloji ilerlerken ruh geriledi; insanlık, fıtratının gereği olan merhametini yitirip kâr ve güç odaklı bir sığlığa mahkûm edildi. Bu hakim medeniyetin, köklerimizi unutturarak bizi dönüştürme gayretine girmesi şaşırtıcı değil. Ancak daha acısı, bu zihniyetin kendi topraklarımızda her daim temsilciler bulmasıdır.
Bu topraklarda, kadim bir cihan devletinin mirasçıları olarak, bu vahşet medeniyetinin izdüşümünü, bugüne dek adını bile değiştirmeyen, İttihatçı zihniyetin taşıyıcısı olan bir siyasi damarda görüyoruz. Onların tercihi, merhamet medeniyetinin sahibi Osmanlı Devleti’ni çöküş yıllarında, manevi değerlerini koruyarak teknolojik çağa taşımak olmadı. Aksine, dışarıdan gelen vahşet tacirlerinin isteği doğrultusunda, o görkemli yapıyı darmadağın etmeyi seçtiler. O gün başlayan savruluşun bedelini, bugün dahi ödemeye devam ediyoruz.
Bugün ise, bu eski zihniyetin temsilcileri bambaşka bir rol peşinde. Bu milletin küllerinden yeniden doğma mücadelesine liderlik eden Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayatını, basit bir manipülasyon malzemesi yapma derdindeler. FETÖ, ABD, PKK gibi ulusal güvenlik ve bekamız için hayati öneme sahip konulardaki tutarlı ve yer yer zorunlu manevralarını, sözde çelişki gibi göstermeye çalışıyorlar. Oysa bu adımlar, devletin ikbalini doğrudan lehimize çevirmiş, bizi uluslararası alanda yeniden oyuna sokmuştur.
Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP siyasetinin sergilediği duruş da bu bilincin bir yansımasıdır. Kendi siyasi ikballerini, devletin küresel düzendeki var olma kavgasıyla birleştiren bu vizyon, millet çoğunluğunun iradesiyle kenetlenmiştir.
Bu siyasi anlayış çerçevesinde aziz milletimiz, kendisine dayatılan vahşet medeniyetine karşı direniyor. Mehmet Akif’in o sarsılmaz ifadesiyle:
“Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?”
“Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?”
Unutulmamalıdır ki Akif’in “tek dişi kalmış canavar” olarak nitelediği o vahşet düzenine karşı en büyük siperimiz, kökleri bin yıllık merhamet çınarına dayanan bu yeni direniş siyasetidir. Eski zihniyetin sığ manipülasyonlarına teslim olmak yerine, büyük resme bakma ve kimin bu ülkenin geleceği için çalıştığını net bir şekilde görme vakti gelmiştir.
Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.
Mirat Haber – YouTube
