menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BEŞ BÜYÜĞÜN DÜNYASINDA BİR LİDERİN HAKİKAT MÜCADELESİ!

7 0
03.04.2026

BEŞ BÜYÜĞÜN DÜNYASINDA BİR LİDERİN HAKİKAT MÜCADELESİ!

Dünyanın ekseninin kaydığı, kavramların içinin boşaltıldığı bir çağın içinden geçiyoruz. Öyle bir çağ ki bu; “dürüstlüğün” erdem sayılmak yerine adeta bir “baş belası” olarak görüldüğü, küresel güç dengelerinin sadece kendi çıkarları üzerine kurulu olduğu sert bir zemin.

İşte tam da bu noktada bir soru sormak gerekiyor:

– Dürüstlüğü baş tacı yapmanın mücadelesi, bu devler liginde nasıl verilir?

Bugün karşımızda, deccalvari bir küresel iktidar anlayışının hüküm sürdüğü, Müslüman coğrafyaların “zaruret yılları” olarak adlandırabileceğimiz dar boğazlardan geçtiği bir tablo var. Modern dünyanın devasa güçleri arasında, bir yandan halkını bu zaruretten çıkarmaya çalışan, diğer yandan da küresel düzen sahipleri tarafından, iç siyasetinde entrikalarla sürdürülen, demokratik kurallar çerçevesinde iktidarda kalmaya gayret eden bir yönetim anlayışına ve toplumun manevi ve kültürel kimliğine uygun değerleri sahiplenerek liderlik yapmanın ateşten gömlek giymeğe eşdeğer olduğu bir kamusal alan.

Ancak unutulmamalıdır ki; dürüstlüğü bu kirli çarkların arasında baş tacı yapmak, ne yazık ki tavizsiz ve bedelsiz olmuyor ey Müslümanlar!..

Çünkü Yaratıcının doğru yolu üzerine oturmuş şeytani düşünce düzeni yeryüzünde insanlığın üzerine karabulut gibi çökerek ortalıkta gezmekte olup küresel hakimiyetini sürdürmektedir

Dışarıdan bakıldığında siyaset; süslü kürsülerden hitap etmek, süslü cümleler kurarak yazılar yazmak, yuvarlak masa toplantılarında teorik fikirler sunmak ya da steril konferans salonlarında felsefe yapmak gibi görünebilir. Oysa siyaset meydanı, kağıt üzerindeki o şık cümleleri kurmak, kürsülerdeki ateşli konuşmalar yapmak gibi kolay olmuyor! Siyasetin mutfağında; ihanet, vefasızlık, münafıklık, nankörlük kırla gider, mücadele gerektirir ve en önemlisi her aşamasında maddi manevî bedeli karşılığında sorumluluk almayı dayatır.

Bu çerçevede yirmi beş yıllık bir siyasi döneme imza atan Recep Tayyip Erdoğan’ı, bu milletin son yüz elli yıllık siyaset mazisi ile kıyasladığımızda; Türk milleti, Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lideri çok zor buldu. Onun siyaset yapma biçimi, sadece bugünü değil, Türkiye’nin yarınlarını da şekillendiren bir ekol haline geldi. Artık ülkemizde “Erdoğan Dönemi”, gelecek kuşakların siyasetçileri için kaçınılmaz bir mihenk taşı olacaktır.

Bundan sonra siyaset meydanında boy göstermek isteyenler bilmelidir ki; milletin terazisi artık “Erdoğan iktidarı” adı altında bir kıyaslama örnekliği ortaya çıkarmıştır. Erdoğan’ın gösterdiği mahareti, milletiyle kurduğu o kalbi bağı ve siyasi kaliteyi yakalayamayan, hatta onun üzerine artı değerler koyamayan hiçbir siyasetçi bu milletten gerçek manada onay alamayacaktır.

Dürüstlüğün ‘yük’ sayıldığı bu çağda; o yükü omuzlayıp baş tacı edenler, insanoğlunun —Yaratıcısının tavsiyesi ve kendisinden beklentisi olan, dönüp dönmeme tercihini kendisine bıraktığı— yaratılış kodlarına tekrar dönmesine vesile olacaklardır. Selam olsun bu mübarek yükü omuzlayan mücahitlere.

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube


© Mir'at Haber