menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KURUMSAL SÜNNİLİĞİN REHBERİ: MUAVİYE – 3 (MUAVİYE’NİN İSLAM İÇİNDEKİ KONUMU)

37 0
02.04.2026

KURUMSAL SÜNNİLİĞİN REHBERİ: MUAVİYE – 3 (MUAVİYE’NİN İSLAM İÇİNDEKİ KONUMU)

Muaviye hakkında toptancı hüküm vermek yanıltıcı olur. Hepsi olmasa bile Şiiler olmak üzere Sünnilerden de bazıları onu tekfir ederler. Kurumsal Sünnilik içinden bakanlar ise onu neredeyse tümüyle günah ve yanlışlardan münezzeh/beri sayar, diğer sahabeler gibi yüce bir mertebeye yükseltirler. [1]

Doğru ve hakkaniyetli olan şu ki, Muaviye, tekfir edilemeyeceği gibi, suç ve günahlardan beri/masum da düşünülemez. [2] Muaviye, sevabıyla günahıyla bir beşerdir; amorf, nötr, değerden veya tavsiften bağımsız bir şahsiyet değildir. Kur’an-ı Kerim’in, iman dairesi dışında kalanlar ile İslam dairesi içinde olup hudutları çiğneyenler için kullandığı isimlendirme türümüzün her bireyi için söz konusu olduğu gibi Muaviye için de söz konusudur (Bkz. Maide, 44, 45 ve 47). Bu üç ayete göre ameller isimlendirmede o kadar belirleyicidir ki Haricilerin ve zamanımızdaki sathi Selefilerin tezlerine mesnet teşkil etmese bile, yine de niyet ile eylem arasında sıkı bir ilişki var. Bu isim sıfatın ne olduğunu sonraki yazıya bırakıyorum.

Muaviye tekfir edilemeyecekse -ki edilemez, edilmemeli- İslam’daki konumu nedir, sorusuna cevap aramamız gerekir. Cevap gayet basit ve açıktır: Muaviye İslam’ın kelam dairesi içinde Müslüman olarak isimlendirilir, kısaca Müslümandır. [3]

Peki, Muaviye ne zaman Müslüman oldu?

Muaviye’nin ne zaman Müslüman olduğuyla ilgili üç görüşten bahsetmek mümkün:

1. Mekke’nin fethinden önce,

2. Mekke’nin fethi sırasında,

3. Mekke’nin fethinden sonra.

Muaviye’nin Mekke’nin fethinden önce gizlice babası Ebu Süfyan ve annesi Hind’ten habersiz, gizlice Müslüman olduğuna dair iddia sağlam bir mesnetten yoksundur, bu iddia sonraları onu yüceltenler tarafından devreye sokulmuş görünmektedir; güvenilir tarihçiler de bunu bir iddia, bir kayıt olarak zikretmektedirler.

Genel kabul sayılan ikinci görüşe göre Muaviye, Mekke’nin fethinde (m. 630) Müslüman olmuştur.

Ancak bu görüş, üzerinde düşünmeyi gerektiren bazı sorunlar içeriyor:

a. Muaviye’nin Tuleka olarak adlandırılması,

b. Kendisine Beytülmal’dan pay tahsis edilmiş olması.

Malum olduğu üzere bu zekattan ayrılan bu pay, Müslüman olmayıp kalbi Müslümanlığa ısındırılacak (Müellefe-i kulub) gayrımüslimlere verilir. Hal böyle iken, eğer Muaviye, içinden samimi olarak Müslüman olmuşsa, Hz. Peygamber (s.a.)’in tatbikatı olarak ne diye Müellefe-i kulub statüsünde muamele görmüştür? Ondan önce ihlasla Müslümanlığı kabul etmiş başka kimselere bu muamele yapılmamışken, Muaviye’ye para ödenmesi onun “ihlasla iman etmiş Müslüman değil -ki Medine Sözleşmesi’nde Mü’min Müslüman denir-, Mekke’yi fetheden, askeri ve siyasi gücü ele geçirip artık idarenin ellerinde olan Müslümanlara “teslim” olmuş kimse görülmesi anlamına gelir ki, uzun süre ona Tuleka denmesi bu fikri te’yid eder. “İmansız Müslümanlık” Kur’an’ın anahtar terimlerinden biridir (bkz. 49/Hucurat, 14). Kendisi gibi babası da “Tuleka Müslüman” olarak adlandırılmışlardır. Tuleka, Hz. Peygamber’in fetih günü Mekkelilere “Yusuf’un kardeşlerine dediği şeyi ben de size söylüyorum:........

© Mir'at Haber