menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CAHİLLER VE ZALİMLER, KİM ONLAR?

119 0
yesterday

CAHİLLER VE ZALİMLER, KİM ONLAR?

Bayramın sonuna geldik. İbadetlerimiz bizi cahillikten ve zulümden uzaklaştırıp Allah’a yakınlaştırmak içindir. İnsanoğlu ne yazık ki hem başkalarına hem de kendi nefsine zulmediyor. Yaşadığımız zamana ve mekâna şahitlik sorunumuz var. Hakikate, Vahiy ve risalet rehberliğinde gerçekler basamağından yükselerek ulaşma sorumluluğumuz var. Gerçekler ve hakikat yolculuğundan habersiz olanlar cahillerdir. O cahiller ve zalimler hakkında Kitap bize ne diyor?

Allah (c.c.) bizi birçok ayette “cahillerden ve zalimlerden olmamamız” konusunda uyarıyor. Sahi kim bunlar? Hep ötekiler mi? (Ahzab 72)’de “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.”

Gördünüz değil mi? İnsan, emaneti, yani O’nun rızasının tecellisi olma anlamında hilafet sorumluluğunu yüklenerek büyük bir risk aldı. O cenneti gördü, dünya hayatı ona basit, kolay, çok kısa süreli bir zorluk gibi geldi ve bu sorumluluğu hemen kabul etti. Dünyaya gelince de ahireti unutup dünya hayatının keyfi, zevki, eğlencesine yöneldi. Bunu yaparken de ilahi rızayı gözetmedi. O sebeple de Allah’tan (c.c.) yardım isteyemedi. Zaten Allah (c.c.) de cahil ve zalim bir topluluğa yardım etmeyeceğini, aksine onların üstüne pislik yağdıracağını, işlerini sarp dağlara sardıracağını söyledi. Bu ayette sözü edildiği gibi bilip anlamadan, cahilce hemen evet dedi ve “Kalu Bela zamanı”nda, “Elestü Bezmi”nde verdiği sözde durmadığı için de zalimlerden oldu.

Hz. Adem ve Hz. Yunus birer peygamber olmalarına rağmen, zelleler sebebiyle “Biz zalimlerden olduk” diyerek hemen tövbe etmediler mi? Bir sözde durmazsanız, emaneti koruyamazsanız cahillerden ve zalimlerden olursunuz. Bize bu ayette bu mesaj veriliyor.

Allah’ın (c.c.) huzurunda ben sizin Rabbiniz miyim diye sorduğunda evet diyor insan. Dünyaya indirildikten sonra da o sözü unutuyor ve onun aksine olan ne varsa yapıyor. Bu aynı zamanda bir münafıklık alametidir. “Müslümanlar bilirler ve yalan söylemezler, söz verdiklerinde de sözlerinde dururlar.” Bize bu dünya, bu beden emanet olarak verildi. Ve bu emanet, Allah’ın (c.c.) rızasının tecellisinin vesilesi olması ve kulluk şartına başlandı. Bu örnekte olduğu gibi münafıklar, inkârcılar ve müşrikler cezalandırılacak, ancak tövbe edenler tövbenin gereklerini yerine getirmek suretiyle bağışlanacaklardır.

“Emanet” ne demektir? Cumhur âlimlere göre: Allah’ın (c.c.) kullarına yüklediği dinî ve ahlâkî sorumluluklar, ibadetler, farzlar, adalet, emanetleri korumak, hilâfet görevi, gökler, yer ve dağlar, canlı ve cansız varlıklar bu sorumluluğu yüklenmekten çekindiler, çünkü sorumluluğu yerine getirememe riski taşıyordu. İnsan ise cahil cesaretiyle bu sorumluluğu üstlendi ve bu sorumluluğu yerine getiremediği için, fıtratı koruyamadığı için hem kendi nefsine hem de kendine emanet edilen canlı-cansız şeylere zulmetmiş oldu. Onları koruyamadı. Oysa Allah (c.c.) adına ve O’nun adıyla, O’ndan yardım isteyerek bunu başarabilirdi. Hz. Musa Allah’ın yardımıyla önce kavmini Firavun’un zulmünden........

© Mir'at Haber