menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BU YAZ SICAK GEÇECEK GİBİ

351 0
26.04.2026

BU YAZ SICAK GEÇECEK GİBİ                                           

İster siyaset, ister ekonomi, ister uluslararası ilişkiler, isterse toplumsal ilişkiler penceresinden bakılsın, ülkemiz, bölgemiz ve dünya için iyimser olmak pek mümkün görünmüyor.

CHP bölünebilir, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanabilir, Kılıçdaroğlu tekrar CHP’nin başına geçebilir. CHP’den bazı milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılabilir.

MHP’de ise feshedilen il ve ilçe yöneticileri ile sular durulmuyor; AK Parti‘de Erdoğan sonrası tartışıldığı gibi, MHP’de de Bahçeli sonrası tartışılıyor.

AK Parti ise ekonomi, maliye, yolsuzluk, aile, hukuk, gençlik, uyuşturucu, fuhuş, kumar, iflaslar ve kapanan iş yerleri ile ilgili tartışmalardan büyük zarar görüyor.

Tam böyle bir zamanda, bir yandan “Terörsüz Türkiye” tartışmaları devam ederken, diğer yandan Tom Barrack’ın “Demokrasi, hukuk devleti tartışmalarından vazgeçin, Türkiye için en iyi rejim vicdanlı bir monarşi”den söz etmesi yeni bir tartışma başlatacak. Tabii bir monarşiden söz ediyorsanız, bu bir yandan da Neo Osmanlıcılık demektir. Hatta belki “Laik Türkiye”nin önderliğinde bir Osmanlıcılık yanında halifelik adı altında İslam dünyasının dini açıdan kontrol altına alınabileceği, ABD ve Batı ile uyumlu, İsrail ile iyi ilişkiler içindeki bir Türkiye, Batı’nın gelecek senaryoları açısından ilginç olabilir.

Neo Osmanlıcılık, biraz Tanzimat, biraz Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak üçgeni içinde güncellenmiş yeni bir İttihatçılık rejimi gibi düşünülebilir.

Aslında Mustafa Kemal‘in monarşik cumhuriyet, Sovyetik cumhuriyet, Nasyonal Sosyalist cumhuriyet deneylerinden sonra kendine özgü, Sovyet tipi laiklik, Hitler-Mussolini tarzı bir kafatasçı milliyetçilik karması bir cumhuriyetti. “Türk’ün dini Kemalizm” olacaktı.

Türkiye Cumhuriyeti, İttihat ve Terakki’nin siyasi kanadının devamı mahiyetindeydi. Bugün yeniden; yine İttihatçıların çağdaş, sosyal demokrat, ılımlı milliyetçilik, TSE standartlarında bir İslamcılık ve tarihselcilik ile harmanlanmış karma bir Cumhuriyet modeli, Batı için daha çok tercih edilen bir seçenek olabilir.

Bu fikirlerin ulu orta tartışılıyor olması, aslında ABD’nin ve Batı’nın çaresizliğini gösteriyor. Onlar da ne yapacaklarını tam olarak bilemiyorlar. Bu projeyi hangi kadrolarla hayata geçirecekler, topluma bunu nasıl kabul ettirecekler? Elbette geçiş döneminde, “kadife eldivenli bir demir yumruk” politikasına ihtiyaç duyabilirler.

Batılıların bizi vazgeçilmez görmelerinin bir çok sebebi var, JeoPolitik, JeoStratejik, TeoPolitik bir tarih ve coğrafi konuma sahibiz. İmparatorluk bakiyesi olan........

© Mir'at Haber