Yargının siyasallaşması ve RP kapatma davası
Son günlerde yargının siyasallaşması tartışılmaları gündemde. Eğer yargının siyasallaşmasından bahsedeceksek bunun geçmişten gelen bir alışkanlıkların devamı olduğunu görmek gerekir. Mutlak butlan kararıyla yargının siyasi erkin bir sopası haline dönüştüğü algısı en azından toplumun bir bölümü tarafından kabul görmektedir. Yargının siyasallaşmasının geçmişten beri var olan bir sorun olduğunu, zaman içinde tonunun değişerek devam ettiğini görmek gerekir.
Yargının siyasallaşmasının en somut örneklerinden birisi Millî Görüş Hareketi’ne karşı yürütülen kapatma davalarıdır. Özellikle Refahyol hükümetine karşı 28 Şubat 1996’daki postmodern darbesi, RP lideri Necmettin Erbakan’ın başbakanlıktan istifa etmesine yol açan süreç iyi incelendiğinde yargı etkisinin ne denli etkin olduğu görülecektir. 28 Şubat postmodern darbesinin akabinde yani 21 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Refah Partisi’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açılmıştır. 28 Şubat gibi sıkıntılı sürecin ardından iktidarın büyük ortağı Refah Partisi’ne karşı kapatma davası açılması parti tabanında rahatsızlık meydana getirmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş tarafından hazırlanan iddianamede partinin “laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” tezi temel kapatma nedeni sayılmıştır.
RP’nin kapatılma gerekçesinde irticai faaliyetlerin “odağı olma” gibi muğlak ifadeyle gazete kupürlerinden oluşturulan kapatma iddianamesinde, Genel Başkan Necmettin Erbakan dahil üst yöneticilere siyasi yasak talep edilmekte, partinin mal varlıklarına el konulması istenmekteydi.
Refahyol’un Maliye Bakanı Abdüllatif Şener, Refah Partisi’ne açılan kapatma davasının, diğer partilerden farklı olarak Anayasa Mahkemesi’nce denetlenmediği, Anayasa’nın 69’uncu maddesine aykırı olarak Maliye Bakanlığı tarafından incelettirildiğinden bahsetmekte ve “bu şekilde yapılan bir incelemeyle bütün siyasi partilere suç isnat edilebilir” demektedir. Şener, “Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir siyasi parti bu yöntemle incelenmemiştir. Hiçbir siyasi partinin gelir giderleri yerli yerince harcanıp elde edilmiş mi diye bakılıp dosya böyle karara bağlanmamıştır” demektedir. (Çiğdem Toker, Abdüllatif Şener (Adım da Benimle Beraber Büyüdü, Doğan Kitap, İstanbul 2008, s. 250).
Yargıtay........
